Komşumuzun şirin bir kızı vardı; akıllı mı akıllı? Gülen gözleri hep ışıl ışıldı. Çabaları bilgiye aç belleğini doyurmak yönündeydi. Hani derler ya, cin gibi bir çocuk işte? Yaşıtları masallarla uyutulurken, onun uykusu kaçardı. Sorularına geçiştirilmek için verilmiş yanıtlar aldığını hissettiğinde, döner sırtını giderdi. Aldatmalara karnı tok büyük insandı, sanki. Bir de öyle yaklaşanlar için bir kelime türetmişti: " Kandırıkcı" * Siyasilerimizi dinlerken aklıma hep o sevimli küçük kız gelir. Dün ne söylediklerini düşünürüm; bugün ne yaptıklarına bakarım, şöyle bir? Elleri havada sekerek gelen o yumurcak, yine gözümün önünde işte? İşçimi, memurumu, emeklimi enflasyona ezdirmem söylevleri? Avrupa Birliği`ne girdiğimizi müjdeleyip, davul-zurnalarla kutlamalar? Kanları yerde kalmayacak edebiyatı? Rüşvet, kayırma, hortumlamaların bittiği söylemleri? Paramızın değer kazandığı, borçlarımızın azaldığı ifadeleri? Bütçenin ilk kez açık vermediği, hatta fazlası olduğu açıklamaları? Dış satımın patladığı haberleri? Daha neler, neler? Siz de tanısaydınız o küçük kızı, düşmez miydi aklınıza? * Yerel seçimlere sayılı aylar kaldı. Yine adaylar meydanlara çıkacak. Yine yaldızlı söylevler atılacak. Renkli projeler, maketler sergilenecek. Sayfa sayfa broşürler bırakılacak kapılarımıza. Gazeteler onları yazacak; televizyon ekranlarından gülücükleri düşecek salonlarımıza. Bazılarımız çocuğuna iş bulmanın rahatlığıyla, bazılarımız imara açılacak arsalarının hülyasıyla, bazılarımız da yeşillikler içinde cıvıldayan kuşlar, dans eden rengârenk kelebekler cennetinde bulutlarda gezinirken, o şirin kız benim beynimi kemirecek? Minik elleri havada, ampul sıkar gibi? Gözler çakmak çakmak? Gül bahçesi yanaklar? Dudaklarında yine aynı söz? Kandırıkcı?Kandırıkcı?