KENTLEŞME ve SUÇ
Kamuran AYYILDIZ
Bu iki olgunun ayrıntılarına ve birbirleriyle olan etkileşimlerine geçmeden önce olayın toplumsal bir süreç olmakla birlikte sosyolojik boyutları olan bir sorun olması dikkate değerdir. Belirli bazı nedenlerle kente gelen ve uyum sorunları yaşayan kimi insan gruplarının yaşadığı sorunlar ve bu uyum sürecinde yani bir anlamda sosyal değişme esnasında yaşanan toplumsal norma karşı gelme, uymama ve hatta onunla çatışma olarak nitelendirebileceğimiz suç kavramının kentleşme kavramı ile belirli ölçüde bağlantılı oluşu zaman zaman ileri sürüldüğü gibi yapılan araştırmalar da bu ilişkiyi çoğu zaman kanıtlamıştır.
Toplumun değer yargılarının değişmesi veya dönemlere göre değer edinmeleri sonucunda toplumsal değişmeyi belirleyen faktörler değişebilmektedir. Örneğin batıdaki sanayî devrimi toplumun birçok yönden değişmesinde rol oynamıştır. İş bölümü işçi sendikalarının kurulması, ailelerin dağılması gibi. Yine şehirleşme olayı da toplum yapısında çeşitli değişiklikler meydana getirmiş, toplumsal ilişkiler farklılaşmış toplumsal yapının tarzı önemli bir şekilde başkalaşmıştır.
Değişme, eğitim, sanat ve yaşama tarzında ortaya çıkan “şekil ve biçim” değişmeleri niteliğinde, toplumun görünen yönündeki “gelişme” niteliğinde olabildiği gibi bunun dışında fert ve toplumun özünde ortaya çıkabilir. Örneğin teknolojik düzende işbölümü, işsizlik, makinalaşma ve kentleşme gibi.Burada bizi ilgilendiren toplumsal değişmenin kentleşme boyutu ve bu boyutun suç ve suçluluk üzerindeki etkileridir. Öncelikle kentleşme olgusu ve nedenleri üzerinde kısaca durmak gerekir.
Kentleşme;Dar anlamda kent sayısının ve kentlerde yaşayan nüfusun artmasını anlatır. Ancak kentleşme yalnızca bir nüfus hareketi de değildir. Bu hareketi yaratan ekonomik ve toplumsal nedenler de söz konusudur. Bu nedenler de değerlendirilerek şöyle bir tanım yapılmıştır; “kentleşme, sanayileşmeye ve ekonomik gelişmeye koşut olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran toplum yapısında, artan oranda örgütleşme, iş bölümü ve uzmanlaşma yaratan, insanın davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim sürecidir.”: Az gelişmiş ülkelerdeki kentleşmeler genellikle sağlıklı bir süreçten geçmediği için aşırı, çarpık, dengesiz, tek yönlü, hızlı gibi terimlerle ifade edilebilmektedir.
Suç bazı bireylerin suça eğilimli yapısı ile ilgili olduğu kadar aynı zamanda toplumsal gelişme ve değişimlerin de sonucu olarak düşünülebilir. sanayileşme, kentleşme, göçler gibi suçu yaratan toplumsal gelişmeler söz konusudur ve suçun oluşumunda zaman zaman etkin rol oynamaktadırlar.
Suç bir sosyal uyumsuzluk ve ahenksizlik alâmetidir. Hiç kuşkusuz ekonomik gelişme ile suç ve suçluluk arasında yakın ilişkiler vardır. Ekonomik yönden gelişen bir toplumda suçluluk nitelik ve nicelik bakımından değişecektir.
Çarpık kentleşme sonucu ortaya çıkan İşsizlik sebebiyle işsizliğin yoğun olduğu yörelerde nispeten yüksek suç oranı olduğuna değin kanıtlar ortaya koyulmuştur.
İşsizlik ekonomik bunalım ve suç arasındaki doğru orantıyı ortaya koymaktadır.
Kuşkusuz ekonomik bunalım durumu, tabiatı gereği normdan sapma türünden çeşitli davranışlara neden olmakta ve işsizler tarafından işlenen suçlarda ana motiflerin öç alma, parasızlık ve can sıkıntısı olduğu ileri sürülmektedir. Kişi, içinde bulunduğu durumda boş zamanını nasıl değerlendireceğini bilmemekte, can sıkıntısı, elverişli olmayan çevre veya suça eğilim veya her ikisi birlikte kişiyi suça yöneltebilmektedir.
Suç ve suçluluk çok geniş kapsamlı bir olgudur. Toplumsal sözleşmeye aykırı davranma ve toplumsal normlardan sapmadır. Bunun da çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenler kişiden, onun kendi iç dünyasından kaynaklanabileceği gibi toplumsal nedenlerden, kişinin çevresindeki gelişme ve değişmelerden de kaynaklanıyor olabilir. kentleşme olgusunun tek başına suçun nedeni olamayacağı tartışılmaz bir gerçek olarak kabul edilmeli ve fakat suçu etkileyen önemli faktörlerden birisi olduğu da hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir.
Bu bağlamda toplumsal huzuru sağlıklı yaşanabilir bir çevreyi sağlamakla yükümlü olan yerel yönetimlere oldukça fazla görev düşmektedir. Tabi ki suçu tetikleyen nedenler sadece işsizlik ve çarpık kentleşme değildir ama en büyük sebebi oluşturmaktadır. Öncelikle genç nesillere sahip çıkmalı ve onların bizlerin geleceği olduğu unutulmamalıdır.
Sevgiyle kalın…
Yorumlar