Uzun süredir hem ülke hem şehrimiz hem de dünya o kadar karışık ki takip etmek bir tarafa hangisinden neresinden başlasam diye düşünürken köşeme epeydir  ara vermişim.

 

Sizi bilmeme ama ben dünya işlerini şu 9 günlük bayram tatilinde kenara bırakıp moral bulmak için hem ülke hem de yerel gündemden uzak durup dinlenmeye verdim kendimi.Ama ne fayda ister istemez televizyonu açıyor insan ilk haber bayram gününde şehit haberi.Kayıtsızlıklar ve gözü yaşlı anne babalar…Burada en önemlisi bence bu haberlere alışmamak.Her seferinde aynı acıyı aynı nefreti hissetmek…İçim burkuldu bayramda…Nefretim  öfkem tavan yaptı.

 

Bir taraftan kötüye giden ekonomi…İcra müdürlüklerinde hızla artan dosyalar.Şehirdeki siyasi ve ekonomik gerginlik tavan yapmış durumda.

 

İnsanlara ise ayrı şaşırıyorum.Dün namusuna dil uzatan her yerde kirli propagandalar yapan kişileri namusuna dil uzattıkları kişilerin yanında görüveriyorsunuz.Küslerin barışması güzel ama namusa dil uzatılıyorsa insan nasıl barışır bilmem anlayamam ama oluyormuş.Artık bu şehirde kim iyi kim kötü kimin ne çıkarı var kimler ne çıkarlar peşinde eğer ortada bir pasta var ise  pastayı kimler nasıl ne şekilde paylaşıyor anlamak mümkün değil.Çünkü bizim ahlak anlayışımıza tamamen ters.

 

Ne ülkede ne dünyada ne bu şehirde bakıyorum hiçbir şey yolunda gitmiyor.Ülkemizi yakın gelecekte bir felaket bekliyor sanki.

 

Deniz feneri davasındaki savcıların görevden alınması beni çok ürküttü çünkü diktatörlüğün kesin kanıtı gibi.ABD Kaddafi’yi yok etmeye çalışırken yepyeni bir Kaddafi yaratmaz umarım…

 

Önce insan önce insan önce insan…

 

Bu ilkenin benimsenmediği bir ülkede ne demokrasi ne sosyal devlet anlayışı ne huzur olamaz…

 

Olmaz