Yaş 35 yolun yarısı eder der ya şair o yarıyı da geçtik…

Küçükken 2000 yılını görebilecek miyim diye çok merak ederdim Allahım’a bin şükür 2000 i devirdim 2011 deyim…

Aklımın almadığı biçimde hızlı geçiyor zaman ne zaman kış oluyor ne zaman yaz anlayamıyorum…bir bakmışım kazakları giyiyoruz bir bakmışım incecik tişörtleri…

Bir kovalamacadır gidiyor…
Hayatın içinde hayattan uzak ekmek kavgasında kendi egolarımızla yuvarlanıp deviriyoruz yılları…

Geçmişten aklımda ilk kalan dünya olayları Körfez savaşı, İkiz kulelerin acı sonu, ağustos Yalova depremi, mardindeki 40 kişinin katledilmesi ve Ülkemizin son yıllardaki yönetim şekli… Geldiğimiz sonuç bir facia… Daha birçok olay var tabiî ki ama bunlar beni en çok etkileyenler…

Yoksa değinecek çok fazla olaylar var tek tek düşündüğümüzde… Bu hale nasıl geldiğimizi sürekli sorguluyorum.Bir kadının kendi çocuğu öldükten sonra komşusunun kızını evine alıp boğduktan sonra sobaya atıp yakması…Bunu hayal bile edemez insan…

TV programlarıyla yaratılan TeleVole kültürü, yaşanılan kültür şokları ve dizilerle kamçılanan fakirlik zenginlik olgusu…

Her yeni yılda insan yeni ve umutlu olaylar ister ve diler… Fakat bizim ülkemiz her yeni yılda daha da bozulan bir toplum yaratmaya başladı. Toplu aile katliamları, dehşet verici senaristlerin bile kurgulayamayacağı feci olaylar, sapkınlıklar…

Nereye gidiyoruz böyle…

Hizbullahçıları salıverdiler… Sonra emniyette imza vermedikleri için tutuklama kararı çıkarıldı bir bakıldı yerlerinde yoklar…Bulacaklarını ummak hata zaten.

Nasıl bir devlet nasıl bir millet nasıl bir adalet…

Derdimize kim çare olacak, kime şikayet edeceğiz, adaleti kim sağlayacak ?

Allah sonumuzu hayır eylesin