Türkiye Cumhuriyeti'nin 88. kuruluş yıldönümünü sevinçle kutlayamadık. 88 yılda ilk kez Cumhuriyet Bayramı tören ve resepsiyonları, Van ve Erciş'teki deprem nedeniyle AKP Hükümeti tarafından yasaklandı. İlk kez böyle bir yasaklama yaşadık.

Tarihi acı olaylarla dolu olan Türkiye'de Cumhuriyet Bayramı törenleri  ilk kez yasaklandı.  Ama vatandaş cumhuriyetine sahip çıktı. Ankara,  stanbul,  İzmir,  Zonguldak  ve  Antalya'da kısaca ülkenin her  tarafında  vatandaş  cumhuriyete sahip çıktı. Her yer  kırmızı beyaz bayraklarla donatıldı.

Bugünlere  nasıl  geldik.  12 Eylül 1980'de yönetime el koyan askeri cuntanın başındaki Kenan Evren, kutsal  kitabımız Kuran-ı Kerim'den örnekler vererek yönetimini pakiştirmeye çalıştı.  Daha sonra İmam Hatip liselerin sayısı artmaya başladı. Milli Eğitim'de okullarda Din Dersleri yaygınlaştırıldı. Askeri yönetimden sonra gelen hükümetlerde hep aynı din ağırlıklı temaları işleyerek iktidar oldu. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve  19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramlarında kız öğrencilerin giysilerinde etek boyları tartışılmaya başlandı. Çeşitli illerde belediyeler içkili yerleri ‘Kırmızı Çizgili’’ yerlere taşıamaya başladı.  Yavaş yavaş ülke  cumhuriyet değerlerinden uzaklaştırılmaya  çalışıldı..

Şimdi de Cumhuriyet  Bayramı törenleri Van ve Erciş'teki deprem gerekçe gösterilerek iptal edildi. Acaba sırada 10 Kasım Ulu Önder Atatürk'ü Anma Etkinlikleri mi var. Belli mi olur? 10 Kasım Atatürk'ün ölüm yıldönümü ve  anma etkinlikleri  de Kurban Bayramına kurban mı gider.

Çünkü Ulu önder Atatürk'ün ölüm yıldönümü ve anma etkinlikleri kurban bayramı sonrası perşembe gününe denk geliyor. Turimzciler de kış turizminin hareketli geçmesi amacıyla Kurban Bayramı tatilinin uzatılmasını  istiyor.

 Olur mu? Olur.

 

**********************************************************************************

DEPREM YAĞMASI VE DEMOKRASİ

Van ve Erciş'te ülkemizi yasa boğan 7.2 şiddetinde deprem yaşadık.  Yine bu depremde de yerleşim alanlarının belirlenmesı,  yüksek katlı binaların yapılması ile binalardaki kalitesizliği yaşadık. Yardımlarda organizasyonsuzluğu ve  yağmacılığı gördük. 

Erciş'te beşyüzden fazla vatandaşımız hayatını kaybeti.  Enkaz altından halen cesetler çıkıyor. 1999'da Marmara depreminde Yalova, İzmit, Gölcük, Sakarya, Düzce ve bir çok bölgemiz yıkıldı, enkaza dönüştü. Binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti. Buna rağmen deprem sonrası yapılan arama, kurtarma  çalışmaları ile yardımlarda kargaşa ve yağmacılık görülmedi.

Oysa Van ve Erci depreminde  yürekleri ve insanlık onurunu zedeleyen ''YAĞMACILIK''  her insanın yüreğini burktu. Televizyonlarda, gazetelerde yağmacılık fotoğraflarını gördükçe insanlığımdan utandım, utandık, dünya utandı..

Türkiye gibi deprem kuşağında olan ve daha geçtiğimiz mart ayında deprem ve sonrasında tsunamide bir kentin yok olduğu Japonya'da, o insanların vakurluğu ve her yerde sıraya girerek yardım beklemeleri dünyaya örnek bir davranıştı.

Dünyanın en büyük 16'ncı ekonomisi olmakla övünen, önümüzdeki 10-15 yılda da en büyük 10 ekonomi arasında olmayı hedefleyen Türkiye, Van ve Erciş'teki deprem sonrası organizasyonda sınıfta kaldı. Yardım için gönderilen Türk Kızılay kamyonları yolda önleri kesilerek çadırlar ve diğer yardımlar yağmalandı.  Bu nasıl insanlık, bu nasıl Müslümanlık.

Acıların yaşandığı böyle bir olay karşısında Türkiye'nin ''Büyük devlet''olduğunu iddia edenler nasıl organize olamıyor. Bunu anlamak mümkün değil. Yardımların siyasi yandaşlara dağıtıldığı iddiaları var. 21. Yüzyılda hem yağmacılığın  yaşanması hem de yardımların her vatandaşa eşit dağıtılmaması Türkiye'nin ''Büyük Devlet''  iddiaları  sadece sözde kalıyor.