Alt İşveren
ÖNDER Gazetesinin Devlet-İşçi-İşveren üçlüsünün görev, yetki ve sorumluluklarının sorgulanması amacıyla okurlara açtığı bu sütunlardan Yasal Durumu sizlere sunarken, sorunların yaşandığı ALT İŞVEREN (Taşeron) konusu son yılların en çok tartışılan çalışma biçimi olmuştur.
Ülkemizde Alt İşveren uygulamalarının yaygınlaşması, çalışanların en doğal ve Anayasal sendikal örgütlenme haklarını ortadan kaldıracak boyutlara ulaşmasına neden olmuştur.
Önemli endüstri işyerlerimizce de başvurulan bu çalışma biçimi, yasal boşluklar nedeniyle sorunların çözümünü güçleştirmiştir. Hatta izlendiğinde işçi şikayetlerinin %80 inin bu çalışma ilişkisinden kaynaklandığı görülecektir.
Özellikle Maden işyerlerinde Uzmanlık gerektiren istisna projeler dışında şiddetle karşı çıktığım Alt İşveren çalışması, Hukuken çözümlenmesi imkansızlıkları getirmiştir.
Hatırlarsanız TTK Karadon Müessese Müdürlüğü işyerinde 17.05.2010 tarihinde Grizu Patlaması sonucu halen cesedine ulaşılamayan 2 si dahil hayatını yitiren 30 maden işçimiz de Alt İşveren işçisi idi. Yeraltının
Yasa koyucunun bu iş ilişkisinden kaynaklanan sorunu çözmek için uygulamada 31 yıl kalan 1475 Sayılı İş Yasasından farklı, açık ve yaptırımı da kapsayacak biçimde düzenlemeye gitme nedeni bu olsa gerektir.
4857 Sayılı Yeni İş Yasası yürürlüğe girdiği 10.06.2003 tarihinden bu yana ALT İŞVEREN lik Sisteminin uygulanabilirliğinin sağlanması için 2. madde hükmüne 01.07.2006 tarih ve 5538 Sayılı Yasa ile iki fıkra eklenmiş, 27.09.2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Alt İşverenlik Yönetmeliği düzenlenmiştir.
Alt İşverenlik 4857 Sayılı İş Yasasının 2. maddesinin 6. fıkrasında Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye Asıl işveren-Alt işveren ilişkisi denir. tanımlanmıştır.
İster özel sektör, isterse kamu sektörü olsun bu çalışma ilişkisinin doğabilmesi için;
1-İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren ile birlikte, işin tamamının başka bir işverene devredilmemiş olması gerekir. Örneğin anahtar teslimi bir binanın yapımını üstlenen işveren, alt işveren değildir.
2-İşin, asıl işverene ait işyerinde yapılması da diğer bir koşuldur. Örneğin, fason imalat şeklinde bir işverenden iş alan ve bu işi kendi işyerinde yapan kişilerle işi veren arasında alt işveren ilişkisi doğmaz.
3-İşin asıl işverenin işyerinde yürüttüğü mal ya da hizmet üretimi ilgili olması gerekir. Alt işverenin, asıl işin bir bölümünde ve yardımcı işlerinde yemek, temizlik, personel taşıma, yükleme - boşaltma ve güvenlik gibi işleri alması halinde bu ilişkiden söz edilecektir. Bir otomotiv sanayi işyerinde ek inşaat yapımı işini alan işveren için, alt işveren denilemez.
4- İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olması zorunludur. Böylece Madde hükmüyle, 1475sayılı İş Yasası döneminde yaşanan sorunlu alt işveren ilişkisinin önüne geçilmek istenilmiştir. Yardımcı işlerde alt işveren ilişkisinde bir sınırlama bulunmadığı halde İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenle uzmanlık gerekleri hükmünde sınırlama bulunmaktadır. Bu hükümle maliyeti düşürmek, daha ucuz işçi çalıştırmak veya toplu iş sözleşmesi dışında işçi çalıştırmak amacıyla alt işverene iş verilmemesi amaçlanmıştır. Bu hükümde öngörülen işletme gereği yapılacak alt işverene iş vermenin de bir sınırlaması olması gerektiği görüşündeyiz. İşletmenin ekonomik durumunu düzeltmesi durumunda, bu uygulamadan vazgeçilmesi iyi niyet göstergesi olmalıdır.
5-Alt İşverenin işçilerini sürekli olarak asıl işverenin işyerinde çalıştırması, başka işyerlerinde çalıştırılmaması da koşullar arasındadır.
4857 Sayılı Yasanın ilgili maddesinin 6.fıkrasında Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur.hükmüyle müteselsil sorumluluk getirilmiştir. İşyerlerinde iş alan alt işverenlerin, başka adla taşeronların çalıştırdıkları işçilerin ücret ve diğer haklarını ödeyemeyecek duruma düşmeleri olasılığına karşın bu işin yapılmasında yararı bulunan asıl işverene de sorumluluk yüklenmiştir. Bu hüküm bir başka anlatımla İşçinin Korunması İlkesidir.
Asıl işverenin müteselsil sorumluluğu, alt işverenin işçisinin asıl işverenin işyerinde çalıştığı süreyle sınırlıdır. Sorumluluk bu süre içinde İş Yasasından, iş sözleşmesinden ve var ise alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesi hükümlerinden doğan hakları kapsamaktadır.
Ayrıca asıl işverenle, alt işveren arasında bir sözleşme yapılarak kamu düzenine ilişkin Müteselsil Sorumluluk kuralının ortadan kaldırılması mümkün bulunmamaktadır.
Alt İşverenin işçisi; alacakları için, Asıl İşverene başvurabilecektir. Ancak bu durumda asıl işverenin alt işverene rücu hakkı saklıdır.
Taraflar arasında yapılacak sözleşmede Yasadan doğan müteselsil sorumluluğun işlerliğini sağlamak için asıl işverene kontrol yetkisi veren hükümler getirilmesi mümkündür. Örneğin; sözleşmelerine, her ay bordro örneklerinin veya ücret ödeme belgelerinin bir örneğinin asıl işverene verilmesi şartı getirilebilinir.
Bu hükme paralel 1475 Sayılı İş Yasasında da yer alan kamu kuruluşları ile alt işverenler arasındaki ihale sözleşmelerinde ücret alacaklarının üç aylık kısmını güvenceye alan düzenleme, 4857 Sayılı İş Yasasının 36. maddesinde de öngörülmüştür.
Yine Yeni Yasa ile Çalışma Hayatı ile ilgili uygulamada sorgulanması gerekli muvazaa durumu, 2.maddenin son fıkrasında açıkça hükme bağlanmak suretiyle, işverenlerin bu yöntemle işçi çalıştırmak isteminin önüne geçilmek istenilmiştir.
Böylece Kamusal kayıtlardan ve Toplu iş sözleşmesi yükümlülüklerinden kaçınan, kayıt dışı işçi çalıştırmak isteyen işverenlerin, yasalara karşı iyi niyetli işverenlere karşı oluşturdukları haksız rekabetin önüne geçilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Yasa maddesinin asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz hükmüyle de, asıl işverenin işçilerinin ücret veya diğer hakları konusunda bir kısıtlamaya gidilemeyeceği,
Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz hükmü ile de işyerinde çalıştırılan kişinin işten ayrılıp muvazaalı olarak alt işveren olarak işi yürütmesi ve bu yolla sendikasız veya düşük ücretle işçi çalıştırılmasının önlenmesi amaçlanmıştır.
İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez hükmündeki sınırlama ile işyerinin aynı bölümünde hatta aynı üretim bandında çalışan işçilerin bir kısmının asıl işverenin, diğer kısmının ise alt işveren işçisinin bulunması ile ortaya çıkan haksızlıkların önlenmesi sağlanmak istenilmiştir.
Yasa Koyucunun da üzerinde titizlikle durduğu Alt İşverenlik - Taşeron çalışma biçimi 5538 Sayılı Yasa ile 2 fıkra ile genişletilmiş, hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere getirilecek hükümlerin sınırlamaları öngörülmüştür.
Ayrıca, 4857 Sayılı İş Yasasının 2. maddesinin 6. fıkrası, hukuki yaptırımı da beraberinde getirmiştir. Muvazaalı bir alt işveren ilişkisinin kurulduğunun tespiti halinde alt işverenin işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılması gerektiği öngörülmüştür.
Yukarıda ifade edilmeye çalışılan Asıl İşveren Alt İşveren ilişkilerinde ortaya çıkan sorunların çözümlenmesi ile ilgili görüşlerimizi de destekleyen Yasa maddesi ve Alt İşverenlik Yönetmeliğinin yapılacak işlemlerde yargı yolu açık olmak üzere, Bölge Müdürlüklerini ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişlerini yönlendiren hükümler getirdiği görülmüştür.
Yasalara uyalım, Taşeronlaşmayalım
Asıl İşverenlerin Yasanın amir nitelikli hükümlerine uymakla, idari uyuşmazlıkların giderebileceği gibi, İş Sağlığı ve Güvenliği konusundaki yaptırımlarla, iş kazalarında Türk Ceza Kanununun öngördüğü kişisel kusurluluktan kaynaklanacak cezalarla karşı karşıya kalmayacakları bilinmeli ve önemsenmelidir.
Sevgiyle, sağlıklı kalınız.