Ağlamak neyi değiştirir? Boş!.. Değmeyen, Basit, Duygusuz, Sevgiyi hak etmeyen, Varlık delisi, Büyüyememiş ana kuzusu, Yapışkansız etiket, Ürün vermeyen verimsiz tarla, Şiirden anlamayan mısra, Yapraksız ağaç, Dalgasız da deniz? Neyi değiştirir güzelim neyi? Ağlamak çağlayanlar gibi gözyaşlarına boğularak. Tek gerçek vardır o da; boş? Boşu boşuna ağlar durursun. Ağladıkça duygusallığının kanayan yaralarına farkında bile olmadan tuz basmış olursun. Kanatırsın yaralarını. Kabul bağlayanların sızısını umursamadan kanatırsın yüreğinin yarasını. Gece ve gündüz. Beyninin her boş kaldığı anda çöker üstüne karabasan gibi. Hele ki, mutlu çiftleri görünce boğazda yaptığınız turlar gelir aklına. Ağlarsın yeniden. Özlersin belki tüm karmaşalarının arasında. Anıların koynunda seviştiğiniz zaman dilimlerinden kesitler çöker göz kapaklarına. Şarkıların derinliğindeki sevda bulutlarının ıslaklığı biniverir bedenine. Susarsın. Gecelerin siyah yıldızlarına dalar gidersin. Ve hep böyle devam ederek, ağlarsın. Değmeyene, Bomboş olana, Sevdasının arkasında duramayan maddiyatın zavallısına? Bir tık gelir ta uzaklardan. Tık ikileşir. Belki de üç der ya gecenin nemli sıcaklığında. Bir kez daha kahrolursun. Bir kez daha canını yakarsın. Bir kez daha benliğini kemiren ?ne oldu görecek günlerimiz?? sorusuna yanıt ararsın. Bir kez daha sevginin uğruna geceleri gündüz ettiğin anları düşünürsün. Bir kez daha ağlarsın. O bir kez daha bitmez acıların ile baş başa kaldığın anlar. Belki rol kesersin. Belki umursamadığını anlatırsın. Belki soğuk gecelerde üşümediğini söylersin. Belki de kendi kendine yeni sevdalara pupa yelken açmaya karar verirsin. Ama.. ama? ama? Çöker ki üzerine sevginin sıcaklığı. Silip atmak isteğin yetersiz kalıp bu kez sen düşersin numaralara. Aldatmak. İhanet. Yalan. Dolan. Sahtekarlık. Nerede ne kadar kötü bir şey var ise bulaşır ya üzerine. Kaçıştır bunun adı. Saklambaç oynamak gibi bir şey. Uzanırsın yapayalnız kaldığında. Anılara. Yakıcı bir yüzü çöker üzerine. Düşünürsün. Düşünmek götürür seni o sendroma. Ağlarsın işte o an. ?Ne olur sevdiğim bayram ayında gel Keten gömleği soyunda gel? dersin Neşet Ertaş?ın dizelerinde. Koparsın. Sazın telleri damarlarını parçalıyor sanırsın. Yine ağlarlarsın. Değmeyen biri için. Sevgisiz sevgi numaraları ile can yakan biri için. Canını canım yaktı dediğin biri için ağlanır mı be güzelim. Ağlanır mı? O ki senin sevginin büyüklüğünü anlayıp taşıyamadı, O ki senin tık tık tıklarının gizemindeki büyük sevdayı hissedemedi, O ki senin uzattığın çiçeği kırıp parçaladı, O ki senin ?sonsuzluğa kadar birlikte? yeminine inanmadı, Bil ki yalancıların en büyüğü. Seven insan yollara düşer. Seven insan dünyalıkları çöpe atar. Seven insan bir yudum ve tutam aşk uğruna dağları dar eder. Seven insan sevdiğinin elini öyle bir tutar ki, bırakmaz ve kimseye de bıraktırmaz. Sen ağlama gülüm. Sen kes şu ağlamayı. Git şu yüzünü yıka. Soluklan. Çokça derin derin nefes al. Orhan Veli?nin iki tane şiir kitabını al. Oku? Aşkı yeniden keşfet. Ne diyor? Bir elinde cımbız. Diğerin de ise ayna. Peki neymiş? Umurunda mı dünya?