İki tane köprü yıkıldı Karadeniz Ereğli’de.
İki köprü…
İki demiryolu köprüsü…
Karadeniz Ereğli’nin geleceği yıkıldı bu iki köprü ile.
Paramparça oldu…
Dağıldı… Dağıtıldı…
Sadece iki köprü değil yıkılan.
Sökülen demiryolu ağının bir daha yapılmamak üzere yıkılışı bu köprüler.
Sanki tamtamlar “kahrolsun demiryolu” der gibi çaldı her darbenin köprüye vuruluşunda.
Can yandı.
Can ağladı…

İki köprü yıkıldı Karadeniz Ereğli’de.
İş makineleri mutlu oldu belki.
Daralar yollar genişletilecek çünkü.
Tırlar kamyonlar rahat geçecek o yıkılan köprünün bulunduğu alanlardan.
Şoförler “oh!” diyecek.
Nakliyeciler de rahatlayacak.
Ama… ama… ama…
Yıkılan Ereğli’nin direği.
Geleceği ve geçmişi…

Kdz. Ereğli arasındaki 16 kilometrelik demiryolu sökülürken içim titredi.
Hele ki buharlı lokomotif kesilirken “Allah belasını versin bu lokomotifi kestirenlere, kesilmesine göz yumanlara, sahip çıkmayanlara” diye içimden ne beddualar okudum.
Canı yananlardan biriydim elbette ben de.
Bu kentin bir yurttaşı olarak tarihimize yapılan saldırıya sessiz kalmamaya çalıştım.
Bağırdım, çağırdım ve ses verdim.
Suskun kaldı sese ses katması gerekenler.
Ve tarih parçalandı.
Sökülen demiryolunun ardından şimdi de köprüler yıkılıyor sıra sıra.
Ardından demiryolunun geçtiği alanları işgal ederler.
Belki de peşkeş mi çekerler ne?

İki köprü sadece.
Tarihin taşlarını sökerek yıkılan iki köprü.
Önce demiryolu, sonra lokomotif ve şimdi de köprü.
Peki sırada ne var?
Ne kesilecek, doğranacak, parçalanacak ve yıkılacak?
Bilen var mı?

Demir ağlarla örülen ana yurdumuzun temeline vurulan her darbeyle sallanıyoruz.
Titriyoruz.
Boğazımız düğümleniyor.
Gem vurduğumuz duygularımız ise boşalacak günü veya günleri bekliyor kabında yoğunlaşarak.
Kdz. Ereğli’nin tarihi yok ediliyor elbirliğiyle.
Ve seyredenler de seyrediyor yaşadıkları kentin gözyaşlarını görmeyerek.