Yargıtay 8. Ceza Dairesi halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçlamalarından dolayı Prof. Dr. Baskın Oran ve Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu hakkında Ankara 28.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olan beraat kararının ?bozulmasına? karar verdi. (Esas No: 2007/5222, Karar No: 2007/558, 12.07.2007 Tarih) Halkı, kin ve düşmanlığa. tahrik etme suçundan beraat, devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçundan açılan davanın ise düşürülmesine dair Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.5.2006 günlü davanın esası; Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Gurubu tarafından hazırlanan ve kamuoyunda "Azınlık Raporu" olarak bilinen çalışmadır. Bu ?Rapor? nedeniyle dava açılmıştır. İbrahim Özden Kaboğlu, Başbakanın görevlendirdiği bir Devlet Bakanına bağlı olarak kurulan İnsan Hakları Danışma Kurulu başkanı ve Baskın Oran?da bu kurula bağlı olan Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Gurubu?nun Başkanı olduğu için bu davanın ?seçilmiş? sanıkları olmuşlardır. Anımsarsanız azınlıklarla ilgili bu raporu hazırlayanlar olarak kamuoyuna 22.10.2004 günü açıklama yaptıkları sırada ?rapor? zorla yırtılmaya çalışılmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi; yerel mahkemenin aksine ?Azınlık Raporu? ile suç işlendiği görüşündedir. Bu raporu uzun bir çalışma sonunda isteyerek yazıp kamu oyuna açıklayan sanıklar suç işlemişlerdir. Rapordaki görüş ve yorumlar ?toplumun her katmanında yankı bulacak, irdelenecek ve insanları kaçınılmaz biçimde etkileyecektir?. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin çoğunluk görüşüne göre; ?Raporda azınlığın etnik, dilsel ve dinsel olmak üzere üç türlü olduğu, Türkiye` de ise sadece din kıstasının esas alınmış olduğundan söz edilmiştir. Azınlıklar konusu 24 Temmuz 1923 yılında imzalanan ve TBMM`nin yasalarla kabul ettiği Lozan antlaşmasında belirtilmiştir. Türkiye`deki azınlıklar Müslüman olmayan vatandaşlardır ve Türkiye`de bunun dışında başka bir azınlık yoktur. Yeni bir azınlık tanımının ve uygulamasının yapılması, yaratılması etnik ve kültürel çeşitliliği olan üniter devlet ve milletin bölünmezliğini tehlikeye düşürecek bir sonuca. ulaşacaktır. Türkiye Cumhuriyetinde sosyal sınıf, etnik köken, ırk, dil, din ve bölge ayrımı yapılmaksızın bütün vatandaşlar yasalar önünde eşittir. Milletin bölünmez bütünlüğü, Anayasanın 1. kısmında yer almaktadır. Millet, devleti oluşturan unsurlardan biridir. Buradaki millet ülkede yaşayan tüm vatandaşların oluşturduğu bir topluluktur. ?Millet sözcüğü alt kimlikleri red anlamına gelir" demek; kamu düzeni, kamu güvenliği açısından tehlike yaratır. Etnik ve kültürel çeşitliliği barındıran Türkiye`de bu çeşitliliklerden bir veya birkaçı diğerleri aleyhine öne çıkartılır veya daha fazla değer verilirse barışçı toplumsal birliktelik temel değerleri yok olur. Böyle bir farklılık ayrımı yapmak toplumun bir kesimini diğer kesimi aleyhine veya halkı birbirine karşı kamu düzeni kamu güvenliği için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik suçunu oluşturur. Raporda, ayrıca Türk Kimliği-Üst Kimlik olarak ırk. ve dinle tanımlanmaktadır. ?Yurt dışındaki soydaşlarımız dendiğinde Türk etnik kökenden olanlar kastedilmekte, Müslümanlar-Türk, Gayrimüslimler ise vatandaştır ve bu durum kendini Türk ırkından saymayan diğer alt kimlikleri yabancılaştırmıştır? denilmektedir. Oysa Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Anayasanın 3. maddesinde ?Türkiye devleti; ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.? ve 66. maddesinde "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk?tür." hükümleri yer almaktadır. Bunların açılımı devletin milli devlet olduğu ve Türk kelimesinin etnik. anlamda kullanılmadığıdır. Türk milleti kavramı ırk`a, etnik kökene ve dine dayanmamaktadır. Bu Anayasal eksen karşısında; suça konu raporda Türkiye`de alt kimlik-üst kimlik ayrımı yapılmak suretiyle eleştiri ve düşünce özgürlüğü sınırları aşılmış, suçlama niteliği taşıyan ve kamu oyuna açıklanan rapor içeriği ile toplumsal tehlike boyutlarına ulaşılmıştır.? Yargıtay 8. Ceza Dairesi ?çoğunluk? görüşüyle beraat kararı bozulmuştur. Çoğunluk gerekçesine göre suçun yasal unsurları oluştuğu halde; yani mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken aksine beraat kararı verilmesi yasaya aykırı görülmüştür. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 4 üyesinin görüşüne göre; Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ve kamuoyunun ?Azınlık Raporu? olarak bildiği Raporla, eleştiri ve düşünce özgürlüğü sınırları aşılmıştır. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu işlenmiştir. Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin beraat ve düşme kararları yasaya aykırıdır. Üye Yargıç Hamdi Yaver Aktan ise ?çoğunluk? kararına karşı ?Kısmen Karşı Düşünce?ye sahiptir.