KALP KRİZİ SEVİLİR Mİ?
Eyüp BEKTAŞ
?Cenazeleri çok seviyorum? dediğimde arkadaşım öyle bön bön baktı yüzüme. Öyle ya cenaze sevilir mi? Adı bile ne kadar soğuk. Ama ben seviyorum cenazeleri. Çünkü yaşam kadar ölüm de gerçek. Doğumu sevinç çığlıkları atıp karşılıyorsak, ölümü de alkışlamalıyız.
Üzülmek niye?
Üzülmemek ve alkışlamak, doğuma gösterdiği sevinci ölümle de gösterebilmektir.
Bir diğer yanı da; cenazeler nedeniyle düzenlenen törenler.
Yaşamın içinde yuvarlanıp giderken unuttuğumuz ve varlığını da bu cenaze törenlerinde karşı karşıya geldiğimizde anımsayabildiğimiz nice dostumuzu cenazelerde görebiliyoruz.
Cenaze törenleri özlem gidermek anlamında bir fırsat ve şans.
Çok uzaklardaki dostlar bile ortak dostların cenaze törenlerine gelmiyor mu?
Cenazeler kadar, kalp krizlerini de seviyorum.
Kalp krizinden korkmayan yok.
Ben korkmuyorum!..
Neden korkayım ki?
Ölümümün de kalp krizinden olmasını vallahi billahi çok isterim.
Bir geliyor ve şıkır şıkır bindiriyor alamete ve götürüyor yaşamdan öbür tarafa.
Kalp tekliyor yani.
Sıkışıyor bir anda ve sistemi çökertiyor.
Virüs gibi kilitleniyor hareket.
Yallah gidiyorsun sonsuzluğa.
Ne hasta olup hastanelerde çile çekmek veya çile çektirmek var, ne de işkence.
Hasta olma hakkımız hepimizin var. Yaşayıp görüyoruz. Kimi zaman uzun süreli rahatsızlık geçirenleri ziyarete gittiğimizde de ?aa seni çok iyi gördüm? gibi gerçek dışı ifadelerle numaralar çekiyoruz.
Oysa biliyoruz ki o ziyarete gittiğimiz hasta ölümcül ve kurtuluşu da sadece ölüm.
Hastanelerde şifa bulmak için acı çekenleri gözümün önüne getiriyorum kalp krizi bana daha çok cazip geliyor.
Tık gidiyorsun.
Hiç acı çektirme, hastanelerle dolanma, doktor arama, ilaç bulma, çevreye azap çektirme, her yeni güne ölüm ile kalım arasında gidip gelme yok kalp krizinde.
Hık, tamam.
Kim ne derse desin ben seviyorum kalp krizini.
Ölüm dediğin temiz olacak.
Süründürmeyecek.
Geldiğinde de, ? seni de şöyle alalım? veya ?gelir misin gelmez misin?? kavgası yaptırmayacak.
Saniye bile fazla, salisesinde işlem tamamlanıp, ?iade? mührüyle malum yolculuk başlayacak.
En güzel ölüm de, akşam uykuya dalıp bir daha yaşama uyanmamak ya?.
Ve cenazeler acı çekilen platformlar olmaktan çıkarılıp, emanetin teslim edildiği şenlikler içinde dostların da dostluklarını dostça paylaştığı güzelliklerde gerçekleşse.
Yaşam gerçek.
Ölüm de.
İyi bir yaşam ve şipşak ölüm arzumu ifade ettim diye günah işledim mi acaba?!!
YANLIŞ ADRES
Yazıyı bir cumartesi fıkrasıyla sonlandıralım mı?
?Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-posta atmaya karar verir. Fakat yazdığı iletiyi farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir.
Tam bu sırada farklı bir yerde, başka bir kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki mesajı görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü mektubu okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi de yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür:
"Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım.
Tarih : 29 Eylül 2007
Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-posta gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım.
Her şey yarın senin buraya geleceğin düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not : Burası çok sıcak."
Yorumlar