Ne kadar çabuk bozum bozum oluveriyorsun bir anda. Öylesine hızlı bir etkilenme süreci yaşıyorsun ki, bunu görmemek mümkün değil. Küt gidiyorsun yaşamdan. Uzaklaşıyorsun herşeyden. Senin için en çok sevilen ne ise bunun bile anlamı kalmıyor. Bozukluk senin zorunlu iniş merkezin değil ki. Ki, senin yaşadıklarını bir çok kişi sürekli tanışıyor olsa bile umursamama akılcılığını gösteriyor. Yıkılma. Dik dur! Sen böylesine hızlı tepki verirsen, senin canını sıkanlar mutlu olur. Dahası yönetmeye başlarlar yaşamını. Kalk-otur talimi bile yaptırırlar. Güvenilmez bu insanoğluna. Hele ki, bencilliğin harmanladığı sadistlik de var ise genlerinde, yandın gittin. Öttürürler. Yüzün kireç gibi. Çok kötü bir durumdasın. Temel gereksinimlerin bile sıradan. Bomboş bir ruh gibi dolanıyorsun ortalıklarda. Yapma böyle. Senin bu dağılman etkiliyor sana değer verip sevenleri. "Derdin nedir?" diyememek de üzüyor dostlarını. Paylaşmak istiyorlar. Çare olmak için çırpınıyorlar. Dostluğu dostça sunuyorlar da servise ama sen takılıp gidiyorsun o bahtının rüzgarına. Git de, nereye kadar? Bunun da bir "dur!" denileceği noktası olmalı. Anlıyorum ki, yürek yaran çok ağır. Canın yanıyor. Canım dediğinin ilgisizliği ve hatta açıkça hisssettiğin çapkınlıklarının boğuculuğunda kendini karanlıkta hissediyorsun. Kimse ışık yaksın istemiyorsun. Şarkılar sussun, Haberler okunmasın, Doğa tümüyle dursun, Bir tek sen ve o kalsın da, hesap sormanın hafifliğinde buluşmak istiyorsun. Aferin demiyoruz. Tam aksine "yanlış!" bir plan ve hesap içinde olduğunu da hatırlatıyoruz. Anla artık anla. Şu dardamadığın olmuş halini gör. Kendinin canını yakma alışkanlığından hızla uzaklaşman gerektiğinin de bilincine var. Sen böylesine berbatsın diye yaşam durdu mu? Yooo... Bize sorarsan aynı tas aynı hamam. Ha, seni bu durumlara düşüren ne hallerde? Yaşıyor. Nasıl mı? Şahane gözler şahane. Eskisinden de fıstık gibi. Nerede akşam orada sabah, her fırsatta bir manita avında. İyi avcıdır hani. Seni de aradan öyle çıkardı ya. Sen gidersin öteki gelir, öteki gider, bir diğeri gelir. Kıtlığı mı var?!! Sen yaşamın bu bilinen ve herkesin yaşayarak ezberlediği gerçeklerden bihaberde olmadığına göre, "kabullenme" olgunluğuyla bu bulanımlı süreçten çıkacağını görmüyor musun? Yapma ya! Olur ama, bu kadar da saf olunmaz ki!..