Valla başkasının yalancısıyım.

Söylenenlere göre sen bir profesyonelmişsin.

Elde edemeyeceğin kimse yokmuş.

Ağzın iyi laf yapar.

Ayarına düşmeyecek olan da olmazmış.

Yarattığın anoforda dalgalar sevişir, arzular da tavan yapıp siyah yıldızların koynunda şen olup, ersizlikten boşluk doldurup dururmuş.

Albeni mi?

Şu mu?

Bu mu?

Bilemem de, bildiğim şöyle-böyle işte.

Sen profesyonel  çapkın olarak nam yapmış ve bu ünün de dağları, tepeleri, ovaları, denizleri, denizsiz yaşamları, uzayları, evrenleri, orasını-burasını aşmış işte.

Seni herkese böyle anlatmışlar.

Duyuranların da, duyup anlatanların da “kaşıntı” seanslarında duvara astıkları fotoğraf olarak iz bırakmışsın.

Süpermişsin süper.

Kuyruksuz.

Boyasız.

Duru.

Ve net!

Seni söyle anlatmış sevgisiz kurulukta olanlar.

Durum böyle iken, senin bu deli dalgalar gibi çığlık atışların nam salmış.

Dere tepe değil.

Hepsini aşan ve “duyduk duymadık” diye tellallar çığırtanlığı yapılan ortamlarda uç olmayı başarmışsın.

“Sen olmazsan kendime kıyarım” yalanlarında dolananlara bile çakmışsın.

Sınırsız.

Gece ve gündüz,

Durum böyle iken çaprılmışsın.

Darmadağın olacak kadar hem.

Öylesine aşık olmuşsun!

Ne sen anlayabilmiş.

Ne de senin bilincin yerinde kalabilmiş.

Yaşadıkça çoğaldığını çok sonraları fark etmişsin.

Seni çarpanların çapkınlıklarını hissetmiş, bilmiş ve öğrenmişsin.

Eeee  derviş misali.

Sırayla bu.

Bu kez çapkın el değiştirmiş.

Gözünün içine baka baka yalanları peynir ekmek, sucuk ekmek gibi servisleyerek kakalamış sana.

Sen durmuşsun.

Durdukça kudurmuşsun.

“Olmaz!” demişsin.

Konduramamışsın.

Bu arada geyiklerden arta kalanlar  bile tak-takıştır yaftasıyla duvarlara çakılsa da uyanmamaya devam etmişsin.

Yanisi ava giderken boynuzlu avlarda serenat yapmaya devam etmişsin.

Helal der miyiz?

Hayır!

Milyarlarca kez hayır,

Denilenlere kulak tıkamayı bırak.

Kendine gel.

Yolunu çiz.

Deneyimlerini “kalıcı” bir ilişkiye bırak.

Arkana da bakma.

O; sana çakıyor.

Her an.

Her zaman.

Ve ara da vermeden.

Dallı budaklı.

Dal dal oldun.

Kulaklarını tıka.

Çünkü ihtiyacın var.

Ve kararını ver hemen.

Bu gün bu an.

Yarın için.

Yaşamdaki “görecek günler var daha” diyebilmek adına.

Kararlıca.

Arzularını serbest bırak.

Çünkü, arzular hep yanlışa götürür.

Arzu’nun adı bile tuzağın tam ortasındaki basitliktir…

Bir başka deyimle, zavallılığın çıkmaz sokağındaki “ihanet” yaftasıdır.