EŞİ az bulunur sinema ustalarından biriydi İngmar Bergman. Geçtiğimiz günlerde geldi ölüm haberi. Gönül dostluğu kurduğum, hemen tüm filmlerini izlediğim bir sanatçıydı. Savaş sonrası bir kuşağın gençliği olmamız Bergman hayranlığımızın önemli nedenlerinden biriydi belki de. Çünkü o, filmlerinde insanı kendisi ile yüzleşmeye zorluyor, insan doğasındaki gizleri, bilinç altındaki korku ve şiddet dürtülerini ortaya çıkarmayı amaçlıyordu. "Yedinci Mühür"-de daha da ileri gidiyor haçlı seferlerinden dönen bir şövalyenin ülkesinin veba salgını ile yıkıma uğramasını görmesi ile başlayan serüvenine yer veriyordu. Şövalye felaket karşında sessiz kalan Tanrı üzerinden evreni ve ölümü sorgulamaya başlıyordu.Yaşam-ölüm çelişkisine yer verdiği şiirsel yapıtı Yaban Çilekleri ise Bergmanın ününü perçinleyen filmi oldu. Ali Gevgilili "Çağını Sorgulayan Sinema" adlı kitabında şu satırları kullanır Bergman için: "İnsan, uygarlığı bile bir yerde iç benliğinin karanlık, bunaltıcı, çirkin boyutlarını gizlemek için kullanıyor olamaz mı? Yoksa, bütün bu görkemli ilerlemelere karşın öz`de hâlâ çözülememiş sorunlar mı var?.. İngmar Bergman, şu İsveçli büyücü, uygarlığın ardında yatan değerler sistemi üstünde sinemanın gelmiş geçmiş en büyük sorgulayıcısıdır. Yüce, soylu bir uygarlık yargılayıcısı...." Din baskısının ve Hitler gençliğinin baskın olduğu bir ortamda zor bir ilk gençlik yaşamıştır Bergman. Tiyatroya tutkulu bir biçimde bağlanmış 1940`lı yıllarda ülkesi İsveç`in ve İskandinav tiyatrosunun önemli isimleri arasına girmeyi başarmıştır. Bu tutkusu sinemada şöhreti yakaladığı dönemlerde de kendisini izlemiş, sinemanın yanı sıra pek çok tiyatro oyununu sahneye koymuş ve yönetmiştir. Bergman 40 yıllık sinema serüvenine 1983 de çektiği "Fanny ve Alexandre"la nokta koydu. "Renkler, insanlar ve gizlerle dokunmuş bir halı" diye nitelediği filmi aslında bir Bergman otobiyografisiydi.Kendisinin ve kız kardeşinin gözünden, aile üzerinden insanlığın belli başlı temel sorunlarının, gizlerin suçların irdelendiği bir baş yapıttı film. Yabancı oskar adaylığının da aralarında olduğu çok sayıda ödülün sahibi oldu Bergman. Bir sinemasever olarak hayranlıkla izlediğim İskandinav sanatçıları onun filmleri ile ün yaptılar sinema dünyasında. Liv Ullmann, Max Von Sydov, Ingrıd Thulin, Harriet Anderson özellikle öne çıkan sanatçılar oldular. Bir süre Bergman`la evli kalan Liv Ullmann oyunculuk ardından yönetmenliğe de soyundu ve Bergman`dan izler taşıyan çok başarılı filmlere de imza attı. Bergman yazımı sonlayarak gazeteye göndermeye hazırlanırken sinema dünyasının bir büyük ustasının daha ölüm haberi geldi. İtalyan yönetmen Antonioni de yaşama veda etmişti. Özellikle "Gece" filmi ile belleklerimizde yer eden, insanın yabancılaşması üzerine unutulmaz güzellikte filmlere imza eden Antonioni`nin kaybı önünde de saygıyla eğilirken, umudum genç sinema öğrencilerinin ve sinema severlerin, Amerikan güdümlü çata patlı filmlere, onların teknolojik üstünlüklerine öykünmeden eski ustaların filmlerini sabırla seyretmeleri. Ancak o zaman yaratıcı sinemanın özüne ulaşabilecekler diye düşünüyorum. Meraklısı için: İmgeler. İngmar Bergman. Türkçesi Gökçin Taşkın kapak tasarımı: Bülent Erkmen - Nisan Yayınları-Ekim, 1999.