ÜLKENİN aydınlık insanlarından, şair ve yazarlarından 37?sini yitirdiğimiz 2 Temmuz 1993?den günümüze 14 koca yıl geçmiş. Ama Sivas Madımak Oteli?ndeki katliamın acısı hâlâ yüreğimizde taze bir yara. Bu canavarlığa soyunanların, kundakçıların kimi yakalandı yargılandı, kimi elini kolunu sallayarak dolaşıyor vicdanının karasıyla. Halkın aydınlık dostları, sevgi sözcükleri derleyen sanatçıları ise artık yok aramızda. Bazen dalgın çıkarken Cağaloğlu?na, sokağın bir başında gülümseyen yüzüyle Asım Bezirci var zannediyorum karşımda. Belki de bir benzerliğin çağrışımı. İçim sızlıyor. Dergileri karıştırdığımda Metin Altıok?un, Behçet Aysan?ın dizelerine kaptırıyorum kendimi. Daha üretecek ne çok şiir, anlatacak ne çok öyküleri olacaktı diye hayıflanıyorum. Ailelerini, ille de çocukları düşünüyorum ve onların içindeki yangını. 37 cana gözünü kırpmadan kıyanları da düşünüyorum sonra. İnsan yaşamını böylesine pervasız hiçe sayanlar bu toplumdan olabilir mi? Olmamalı diyor yüreğim. Ne yazık ki bizlerden, içimizden birileri. Peki diyorum, onları bu canavarlığa iten etken ne? Cehalet, kör inanç, vatanseverlik, bağnazlık... Bu kavramlardan hangisi insan yaşamından daha kutsal olabilir ki? Ölüme, öldürmeye böylesine koşullanmışlara doğrusu bir ad vermekte zorlanıyorum. Onlara kendi adıma yalnızca acıyorum. Metin Altıok Madımak?ta ölüme terk edildiğinde 53 yaşındaydı. Duyarlı, halkların derdini dert edinen usta şairlerimizden biriydi. Onun ?Kırk Beş Yaşın Ezik Yorgun Yüreği? şiirini sizlerle paylaşarak sonlayacağım yazımı. Madımak?ta yitirdiğimiz tüm dostları anarak. ?Artık yüreğim kırk beş yaşın ezik yorgun yüreği; Durmadan ardına bakan avunan tarazlanmış anılarla, Hesap yapan yanlış bulan hayıflanan bir yürek. Yaşadığı günlerin tortusundan süzüp biriktirerek, Bir hüznü büyüten gün be gün yitip gitmiş aşk?larla. Artık yüreğim kırk beş yaşın ezik yorgun yüreği. Tek başına çaresiz kıtlıklara kıranlara direndi. Çarptı sevgiyle gece gündüz gevşeyip kasılarak, Dayandı bu yürek kan emici vampir yarasalara Her şey alınıp satılırken para kazanırken para; Emeğimdi umudumdu güvenimdi hep yumuşak ve sıcak.. Tek başına çaresiz kıtlıklara kıranlara direndi. Yüreğime yük oldu alışılmış şu yoksulluk gerçeği; Yüzlerine büyük gelen gözleri önünde çocukların, Bir somun ekmeğin yanan canı sofrada bölünürken. Bir terslik vardı ortada elbet giderilmesi gereken. Neden dondurulmuştu cevapları tutuşan soruların? Yüreğime yük oldu şu yoksulluk gerçeği. Çöktü üstüne gazete haberlerinin katran mürekkebi İşte büyük başlıklar altında sıra sıra yazılar; İntiharlar satılık kadınlar cinayetlerle dolu Bir halkın önlenemeyen korkunç ve acı erozyonu. Yüreğimde bunca yıl hiç dinmeyen seğirmeler sızılar. Çöktü üstüne gazete haberlerinin katran mürekkebi. Artık yüreğim kırk beş yaşın ezik yorgun yüreği; Yangınlar depremler anımsayan kanayan için için, Evlatlık bir ölüm arayan kendine vaktidir diye. Ölüm bir hasatsa eğer ne kalır benden geriye? Bilinsin istedim benim ömrümce nedir biriktirdiğim. Artık yüreğim kırk beş yaşın ezik yorgun yüreği.?