ACISINDA DA
Eyüp BEKTAŞ
?Dostluğu dostça yaşamak ve paylaşmak? büyüklüğüne kim ulaşabilir bilmiyorum. Nice dost bildiklerimiz bizleri ne hayal kırıklığının içine itivermişler ve bu kutsal kavrama olan güvenimizi nasıl da yitirmişizdir.
Dost ve dostluk?!!
Çok göreceli bir kavram.
İçini doldurmak zor mu zor.
Merhum gazeteci büyüğüm Nihat Can?ın bürosunda ?İnsanları tanıdıkça hayvanları çok seviyorum? yazısı çerçeveli asılı dururdu.
İnsanları tanımak ve bu tanışmanın ardından yaşanan acılar, olumsuzluklar, ihanetler, vefasızlıklar, kalleşlikler hayvan sevgisine yönelme tepkisinin dışa vurumundan başka nedir ki?
İnsan var iken, hayvan sevmek.
Neden?!!
Ve bu oran her geçen gün neden artıyor?!!
Yılları geride bıraktıkça azalarak.
İlhami Yeni ile Aydın Rumeli ile birlikte Yalı restaurantta yitirdikleri okey partisinin tahsilatını yapıyorduk.
İllhami?yi gören yoldan gelen geçen veya masada oturanlar, ?İlhami Barış?ın son durumu ne?? diye soruyorlardı.
İlhami ?Yeni geldim daha. Allah ile O?nun arasında. Ama durumu hiç de iyi değil? sözlerine yakın ifadelerle bilgilendiriyordu.
Yine yakından tanıdığımız bir dostumuzun eşi ?babamı yeni yitirdim. İçim acıdı babamı yitirdiğimde. Barış?ın kazasında içim acımadı. Bu bana Barış?ın kurtulacağını müjdeliyor? sözleriyle konuşurken, umutlu olduğunu anlatıyordu.
Barış öyle bir iz bırakmış ki geride, bunu İlhami?yi yöneltilen her soruda daha iyi gördüm, tanık oldum ve anladım.
O gecemizin tek konusu Barış?tı. Barış ile ilgili anılarımızı birbirimize anımsatarak ?barışlı nostalji? yaşarken İlhami?ye gelen bir telefon bıçak gibi saplandı masamıza.
İlhami boşaldı bir anda.
Durum anlaşıldı; acı haber gelmişti işte.
Aydın?ın yanında oturuyordu İlhami, aydın eliyle saçlarını ve omzunu okşayarak teselli vermeye çalıştı acısını içine akıtarak.
Barış yitip gitmişti işte.
Belgin?in teli kapalıydı, ulaşamıyordu İlhami. ?Yolda duyar ve rahatsızlık geçirir? diyerek endişe ediyordu, Barış?ın manevi annesinin sağlığından.
Ve yağmur gibi başladı telefonlar İlhami?ye.
?Doğru mu?? diye soruyordu İlhami?yi tanıyanlar ve tanımayanlar.
Belki? belki? belki?. Duyumları doğru olmayabilir, Barış yaşıyor olabilirdi?
?İlhami aradan çıktı, telefonlara titrek sesiyle ?doğru? demekten.
Telefonunu kapatıp acısını içinde yaşamak istiyor özgürce ama; özgür değil ki? Biz yanındayız ve telefonlar hiç susmuyor ki?
Türkiye?nin dört bir yanından gelen her telefonda acısı biraz daha büyüyorken, merhum gazeteci dostum Şadan Sönmez geldi aklıma.
Haziran 1995 tarihinde O?nun adına kurucusu olduğum televizyon kanalında anma programı yapmış ve Şevket Salcı, Fikri Cinokur ve Ali Suat Eser ile birlikte Kandillili?ler Derneği?ne gitmiş ve Şadan Sönmez?i O?na yakışır şekilde anmıştık.
Barış?ın acısını yaşarken, mesleki bilgisi ve özverisine saygı duyduğum bir dostum aklıma geliverdi birdenbire.
Kim ne anlar ki?
Barış; adı gibi bir barış insanıydı. Bana hep ?Abi sen de aynı babam gibisin. Oğlunla arkadaşsın ve öyle kalabiliyorsun. Bu çok önemli.. Ben babamla arkadaşım ve O?nunla konuşabiliyorum. Bu nedenle seni hep babama benzetiyorum? der ve kendine göre olması gereken baba-oğul ilişkisinin güzelliğini ifade ederdi.
O güleç yüzlü ve zorlasanız da asla kimse ile kavga etmeyecek-edemeyecek kadar sevgi dolu Barış?ı yitirdik şimdi.
Dostlarımız ile birlikte aldık acı haberi ve paylaştık.
Yaşamın acı ve açık bir penceresi bu.
Görürsün, görmemezlikten gelmen anlamsızlaşır kaçar ve ?ölüm.. kalleş ölüm?çok soğuksun? diye basbar bağırsak da; ölüm, ?Melekler Şehri?nin güzel ve sevgiye aç melekleri kadar yediveren çiçekleri midir ki?
Bir bilsek?
Bilebilsek; Barış ve Barış gibi tüm sevdiklerimiz için acı çekmekten kurtulacağız belki?
Barış?ımız toprağın bol olsun güzel çocuk.
Bosbol.
Sen öyle bir çocukmuşsun ki, geride bir çok baba-anne-kardeş, dost bıraktın.
Bu mirasınla gurur duy.
Seni sevdik be koçum, çok sevdik?
Yorumlar