Duydum ki, köy halkı kızıyormuş!
Niye?
Ekmek arabasına.
Neden?
Ekmek arabası saat 11.00’de geliyormuş?
Kızarlar tabi, öğle vakti ekmek arabası mı gelir. Sabah erkenden gelecek ki, mis gibi ekmek ile kahvaltı yapılacak.
Hayır! Geç geldiğinden değil. Saat 11.00’i erken buluyorlar?
Nasıl, nasıl?
Saat 11.00’de gelip, uykularından oluyorlarmış!
Pardon!
Bu hikaye değil! Gerçeğin ta kendisi! Uykucukları bölünüyormuş köy halkının öğle vakti köye ekmek satmaya gelen servisten.
Şaka gibi değil mi?
Devamı da var.
Bu köyde hane sayısının yarısı kadar da ekmek fırını varmış. Bu fırınları yakan eden kalmamış ve süs olarak kalmış evlerinin önünde. Belki çirkin diye bulup yıkanda olan ise şaşmayın.
Evinde ekmek yapmayı unutan köylü, ekmek arabasından ekmeğini alırken yeni bir gelişme yaşanmış ki, akıllara durgunluk verir.
Bu köye yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki bir başka köyden ekmek gelmeye başlamış. Hem de saat kaçta biliyor musunuz? Saat 08.00’de.
Evet evet sabah 08.00’de.
Köyde 40 hane var ise 40 tane ekmek getiriyormuş 30 kilometre uzaklıktaki başka köylü ve o “uykum bölünüyor!” diye şikayetçi olan köylü, sabah erkenden o ekmekleri kapış kapış ediyormuş.
Mis gibi köylü ekmeği, o köydekilerin uykusunu bölmüyormuş!
Muş valla!
Ben anlatanın yalancısıyım.
Köylere manav arabası girdiğinden bu yana üretim bitti. Yeni kuşak eline kazma almaya utanıyor ve hormonlu gıdalarla besleniyor. Akıllı (!) telefonla sanal dünyanın içinde ve hayal dünyaları ile fantazilerinin içinde yaşayan bir durum ile karşı karşıyayız açıkçası.
Böylesine acı.
Düşündürücü.
Bir insan eviniin önündeki bahçesini niye ekmek, odun fırınını yakıp da neden ekmek pide güveç yapmaz ki?
Her şeyden önce sağlıklı.
Bereketli.
Alın teriyle.
İnsan, insan olalı böyle garip bir duruma düşmüş müdür?