Ünlü reklamı hatırlayanınız mutlaka vardır.

Ne diyordu, “Devekuşu Kabare Tiyatrosu” nun sahipleri  Zeki Alasya ile Metin Akpınar vergi ödemenin vatandaşlık görevi olduğunu hatırlatırken:

“Size yol, su, baraj olarak geri dönecektir.”

 

Su ve barajı bilmem de, “yol” denilince “yolsuzluk” anlayanlar çoğaldı.

Herhangi bir taşı kaldırmaya kalktığınızda altından bir koku bir koku geliyor ki, hemen anlıyorsunuz “Burada da yol-suzluk” var.

Orası yol.

Burası yol.

Ötesi yol.

Sonuçta ülke olarak “yolsuzluk” ta bütünleşerek, bu ülkeyi leş gibi kokuttuk.

Ülke böyle kokarken, “hırsızlığa hayır” demesi gerekenler ne yapıyor?

“Benim hırsızım iyidir.”

 

"Benim hırsızım” denildiğinde, kimse şu bu anlamasın.

Adı üstünde hırsız.

Hırsızlar arasında ayrım-mayrım yok.

Hırsız ise hırsızdır.

“çal-mak” eylemidir,

“Çal” denildiğinde de bu türlerin aklına enstrüman çal, şarkı çal değil, mal ve para çal gelmektedir.

Gerçi bu “çal”ın da masumları yok değildir hani.

Örneğin gönül hırsızları.

 

Gazetelerden bir haber:

Kahramanmaraş’ta 16 yaşındaki İ.B bakkalın çekmecesindeki 27 lirayı  çaldığından dolayı, ne tesadüftür ki, aynı rakamla yani 27 ay hapisle cezalandırıldı.

Yazık İ.B’ye.

O’nu gözaltına alacak savcının talebini durduran da, operasyona gelen polise de kimse “otur oturduğun yerde” demediği için yakalanmış, mahkemeye çıkarılmış ve mahkumiyeti de almış.

Eee “dayın yok ise” şapa oturdun.

Bu haberde olduğu gibi 27 lira karşılığında 27 ay hapis.

 

Hırsız denildiğinde hemen ayakkabı kutusu gelmesin aklınıza.

Millette ne kutular var bir bilseniz.

Parfüm kutusundan, iç çamaşırı kutusuna kadar kutu çeşit çeşit.

Ve işin gerçeği de şu biliyor musunuz?

Hiçbir kutunun üzerinde, sağcı, solcu, yancı, kenarcı falan yazmıyor.

Sadece “hırsız” yazıyor ama….

Nedense bu “hırsız” sözünden kimse  alınganlık göstermiyor ve sürekli “benim hırsızım iyidir” diyor.

O taş altlarından dışa vurulan asıl koku da bu.

 

Hırsız adres sormaz!

Hırsız çalar.

Kimi iş takipçiliği ile kimi festival şovu ile kimi imar tadilatı ile kimi işe adam alacağım diye kimi de “Ben ve benim adamım işini bilir” diye…

Sonuçta hepsi bir yola çıkıyor.

O yol da, yol-suzluk olarak bu vatandaşa geri dönüyor.