Geçmişi bilmeyen bugünün fotoğrafını göremez!
Geçmişte Kdz. Ereğli’de, geçmiş dediğim de 20 yıl önce gibi hayaller çok büyüktü.
Hayallerin birinci sırasında Kdz. Ereğli’nin 2000 li yıllarda 250 bin nüfusa ulaşacağı düşünülerek. Yeni uydu kentlerin kurulması öngörülürken, şehir merkezinin Delihakkı’ya taşınması seslendiriliyordu.
Ah ah!
Neydi o yıllar.
Kdz. Ereğli’nin Karadeniz ülkeleri arasında “Hong-Kong” gibi bir konuma sahip olacağı bile vurgulanırdı.
Ah ah!
Neydi o yıllar.
Ülkenin önde gelen işadamları ve bürokratları siyasetten aldıkları desteklerle de Kdz. Ereğli’ye gelip büyük büyük sözler ederlerdi.
Hatta.
Dünya Gazetesi Sahibi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin eski başkanlarından merhum Nezih Demirkent Atatürk Kültür Merkezi’ndeki bir panelde “Kdz. Ereğli Vilayeti” ifadesini kullanınca, salondaki gülümsemeleri görünce “Bu cümleyi bilerek kullandım, Kdz. Ereğli ileride kesinlikle il olacaktır” vurgusunda bulunmuştu.
Ah ah!
Neydi o yıllar.
Kdz. Ereğli’nin Adapazarı Arifiye demiryolu ağına bağlanacağı anlatılır, yeniden feribot seferlerinin başlatılması bile konuşulurdu.
Ah ah!
Neydi o güzelim hayaller.
Kdz. Ereğli’nin geçmişini iyi bilmek gerek.
Örneğin eski yerel gazeteleri hatmetmek gerek ki, o dönemin bilgilerine ulaşılsın da o yılların vizyonunun açısı yakalansın.
O yıllardaydı herşey.
Tüm kervanlar umut saçardı.
Tüm sözler heyecanları tetiklerdi.
Tüm davranışlarda büyük oranda samimiyet vardı.
Ah işte ah !
O yıllardaki olaylar ve gelişmeler ile bugün arasında bırakın ilerlemeyi de tamamen geriye gidiş ve çöküş var.
Sebep çok.
Siyaset birinci neden.
Yerel yönetimin festival saplantılı politikaları ikinci neden.
Kurum ve kuruluşlar arasındaki iletişimsizlik üçüncü neden.
Dördüncü ve en önemli nedenlerden biri de Erdemir’in blok satışı ile kamunun elinden çıkmasıdır.
Ereğli böyle sürüklendi bugünlere.
Bugün mü ne var?
Ereğli’nin beş yıl sonrasını görebilen ve gelişebileceğini söyleyebilecek biri var ise beri gelsin.
Yok!
Ereğli daracık bir alana sıkıştı.
Küçüldü.
Küçülüyor.
Bu kötü gidişi durdurmanın ilk adımı TSO seçimlerinde atılabilirdi. Yeni bir vizyon ve heyecan kazandıracak kadrolar öne çıkarılırdı.
Olmadı.
Dar ve kısır çekişmeler kurban edildi ilçenin geleceği.
Yazık !
20 yıl öncesinin TSO yönetimi bile yok ortada şimdi, tam 20 yıldan bu yana.
Ötesi berisi böyle.
Yerel yönetim ise çok yaşlandı.
Tek gerçek vardır ki, Gençlik ruhu kalmayan hiçbir hareket başarılı olamaz. Çünkü; genç düşünülmez/düşünülemez. Genç ise gençtir insan. Yoksa yoktur. Gençliğin olmadığı bir bakış açısının da vizyonu olmaz.
Önümüzdeki 30 mart Ereğli için büyük şanstı.
Değişim için bilgisi, birikimi, görüşleri ve projeleriyle ciddi bir gençlik heyecanı öne çıkamadı. Önemli sebeplerin başında elbette ki siyasi partilerin özgür ve örgütlerin görüşlerinin etkin olamayışı gelmektedir.
Ah 20 yıl öncesi ah.
20 yıl önce dönemin belediye başkanını yaşlı bulduk hep birlikte.
Yaşlı gitsin dedik ve gitmeliydi de gitti.
20 yıl önce genç diye göreve getirilen de, 20 yıl öncesi gibi gitmemeye direniyor.
İyi güzel de, kaybeden kim?
İşte Ereğli’nin durumu ortada.
Çok çekti Ereğli çok.
Çekiyor da.
Yazık!..
20 yıl öncesinin Ereğli’sindeki hayallerin yerinde yeller esiyor şimdi.
Yarın kaygusu bizim gibi 60’ı bulmuş yaşlılar için bir şey ifade etmeyebilir belki.
Ama ya çocuklarımız.
Ya torunlarımız?
Ya sonraki kuşaklarımız?
Bugünden onların geleceğini düşünme sorumluluğumuzu hiç sayamayız.
O halde yapılması gerekeni hep birlikte bulmalıyız.
Heyecanı tükenmiş, umutları kaybolmuş bir ilçeyi yeniden ayağa kaldırmanın yol ve yöntemlerini aklımızı başımızı önümüze alarak arayıp bulmalıyız.
30 mart şansı da kaçarsa, bu kentin geleceğini hiç de iyi günler beklemiyor.
Bilin ki, 31 mart günü Ereğli’de öyle fırtınalar esecek ki.
Gerisini siz tahmin edin artık…