‘Hata yaptım.’

‘Safmışım.’

‘Yanlışa sürüklendim.’

‘Çözemedim.’

‘Anlayamadım.’

‘Meğer…’

‘İnandırdılar.’

‘Göremedim.’

‘Ben yapmadım.’

‘İftira.’

Eeee???

 

Yandan Halimem yandan.

Oh oh!

Bir suç işleyenin ilk ifadelerinden biridir böyle “yapmadım-etmedim” demek.

Peki yapan kim?

Ortada bir’ suç’ var ise mutlaka bir de ‘suçlusu’  yok mudur?

Bunun aksi olabilir mi?

 

Ajans haberlerine baktığımızda en son olarak kapağı AKP’ye atan ve bu partiden hem milletvekili hem de bakan olduğunda süt dökmüş kedi gibi olan Ertuğrul Günay, Başbakan tarafından kamuoyunun gözü önünde defalarca küçük düşürülmesini kaç kez içine sindirdi. Ne zamanki bakanlar kurulunun dışında kaldı inceden inceden konuşmaya başladı.

Eski CHP’li bir ara DSP’ye de gidip gelen AKP’Li Ertuğrul Günay fırsat bu fırsat diyerek salladıkça medyada haber oluyor.

Son dediği: “yanlış yaptık” olmuş.

Güler misin ağlar mısın?

Yılların siyasetçisi.

O kadar parti gezip dolaşmış.

Milletvekili bakan olmuş.

Kendisine göre siyasetin kitabını yazmış ve bugün çıkmış da “yanlış yaptık” diyor ise bu sözü samimi bulabilir misiniz?

Elbette hayır!

Sayın Günay’ın bugün konuştukları sadece siyasete yeni bir adreste devam edebilmek için alt yapı kurma çabasıdır.

Böylelerine “yerse” derler!

 

Hükümet ile cemaat arasındaki kavgada da aynı söz var.

‘Kandırıldık.’

Saf oldukları anlatarak suçlarını örtmeye dönük şöyle böyle sözler  falan filan.

Bu iki cenahın kavgasından daha önemli olan da, saf ve kandırılan insanların bu ülkeyi yönetmesi.

En korkuncu ve tehlikeli olanı da bu değil mi?

Peki cemaat kandırdı diyelim.

Ya başkaları da kandırdı ise?

Başka kim kandırdı?

Ya da kimler.

Anlaşmalar.

Bağlantılar.

İlişkiler.

Soru şuM

‘Sizi başka kim kandırdı? Kim?’

 

Koskoca Türkiye, kendi ağızlarından ‘kandırıldıklarını’  itiraf edenler ile siyasette dans etmeyi alışkanlık haline getirenler tarafından yönetiliyor ise vah halimize vah!

Ne de çok çekiyoruz.

Ne de çok çektiriyorlar.

Durum böyle iken de genelde ile yerelde cenderenin içine sıkışmış önümüzü göremiyoruz.

Vatandaş da sürekli ufuka bakıp, umut arıyor.

Var mı?

Oradan bakıldığındaki görüntü ne?

 

Saflar, kandırılanlar, baskılar, tehditler, operasyonlar, öfkeliler sarmış dört bir yanımızı ha babam de babam nefeste aldırmıyorlar ki.

Ah bir o nefesi alabilsek.

Bir çıkabilmeye karar versek karanlıktan.

İşte o zaman yırtılır gider umutsuzluklara çökmüş afaganlar.