Yirminci yüzyıla veda etmeye hazırlandığınız süreci aklıma getirdiğimde inanın içim titriyor.

Titriyor dediğim olumsuz yüklü yıllar!

Oysa; yirmi birinci yüzyıla değil de, yeni bir bin yıla merhaba diyeceğimiz milenyum ile ilgili o kadar çok umutluyduk ki.

Dünyanın dört bir yanından yayılan “milenyumun ilk yılı 2000” vurgusunda sanki sihirli bir el dünyaya dokunacak,

Ve;

Tüm savaşların biteceğini,

Tüm yoksullukların sona ereceğini,

Hakça paylaşımın gerçekleşeceğini,

Adaletin ödünsüz bir ilke olarak kabul göreceğini,

Saltanatla yönetilen hiçbir ülke kalmayacağını,

Din ve vicdan özgürlüğüne en küçük bir saldırı olmayarak, kimsenin kimseyi öldürmeyeceğini,

Demokrasinin temeli olan egemenliğin genel merkezlerde değil halkta olacağının resmileşeceğini,

Emperyalizmin kökünden yıkılıp evrensel insan haklarının bayraklaştırılacağını,

Alın teri akıtmadan, çalışmadan ve üretmeden beleş bir geçimin mümkün olmayaceğını,

Eğitim ve sağlığın sıfırdan yaşamın sonuna kadar ücretsiz olacağı,

Kalkınma ve gelişmenin eşitliği dayalı düzenlemeler ile sağlanacağını,

Asil olan milletin vekillerinin bir meslek olarak kabul görmeyip başta özel emeklilik olmak üzere imtiyazlara sahip olamayacaklarını,

Doğanın ve çevrenin korunması için evrensel bir eylem başlatılıp sonuç alınması yolunda tüm devletlerin işbirliği yapacaklarını,

Gibi değerlerin bizim başımıza talih kuşu olarak konacağını,

Umut etmiştik.

2000’den 2025’e baktığımızda şu yukarıda sıralamaya çalıştığım hangi beklentimiz hayat buldu?

Var mı bir tahmininiz?

Yaşayarak gördüğümüz sıfıra sıfır elde var sıfır.

Yok!

Tam aksine bugünden dünü süzdüğümüzde, gerçekte dünü mü arıyoruz?

Dijital devrimin yapay zeka ile zekamızı teslim aldığı dönemi yaşıyoruz yaşamasına ama insanı insan yapan değerlerde bir gelişme olduğunu söyleyebilmek mümkün değil ki!

Tarih bir kere daha tekerrür etti işte!

Dünü arattı!

Şöyle bir ülkemizin geldiği duruma baktığımızda bile her bir şeyi kenara bırakalım da en korkuncu şu uyuşturucu bağımlılığı değil mi?

Ortalığa saçıldı rezaletler.

Kafayı çektiğinde bırakın başkalarını da anasını kız kardeşini bile tanımayacak kadar ruhsal uçuruma yuvarlananların mantar gibi çoğaldığı günümüzde geleceğimizden endişe edip korkmamak mümkün değil ki.?
Yarın ne olacak?

Bu bağımlılık toplumları çürütürken, gelişen akıllı (!) teknolojinin ne anlamı var ki!?

Milenyum milenyum dedik demesine ama insanlığa huzur ve güven getirdi diyebiliyor muyuz?.

Al işte 2026 kapıya geldi ve saatler 00.00’ı gösteren tik tak saymaya başlayıp zamanı çiğnemeye başladığında ne olacak?

Beklentilerimiz büyük de ne olabilir?

Biz bu dünyanın başının belası olan bu uyuşturucuyu nasıl çukura gömeceğiz?

Nasıl?

Vallahi Allah’tan tek dileğim; tüm insanları, ülkemizi, ailelerimizi bu beladan korusun.

Uyuşturucu var ise orada huzur ve güven yok.

Orada her türlü insanlık dışı ve kapkara bir rezil yaşam var ki, anlatılamaz!

**

Yeni yılın öncelikle huzur ve mutlulukların yüreğimizden akarak içimize dolması dileğimle, sevgiler sunuyorum.