Köyden ilk taşındığımızda bir binanın bodrum katında oturuyorduk. Canım babam canını dişine takarak ve günde 16 saat direksiyon sallayarak asgari ücretle bizi geçindirmeye çalışıyordu. Belliydi halinden bunalıyordu, yetiştiremiyordu, ne yapsa az geliyordu, fakat belli etmiyordu. Babalar her şeyi söylemez, belli etmez, O da bir babaydı bunu biliyordu. Yoldan geldi mi bizlere, yavrularına sımsıkı sarılıyordu. ?Koçum? diyordu bana, ?Yılmazım?? ve kardeşime, Ayşemize, ki o şimdi Trabzon?da çoook uzaklarda bir öğretmen - bir anne, ?küçük keçim? diye sarılıyordu ve her sarıldığında bizlere?. Yeminler olsun ki ?mis gibi babam kokuyordu?. Babam 1984 yılında bir trafik kazası yapmıştı. Tutuklanmıştı kara kışın ortasında. O zaman daha 27 yaşındaydı. Ve ben bir insanın babasının da ağladığını ilk kez ceza evinde görmüştüm. Bize dokunamadığı için ağlıyordu. Çünkü dokunmak yasaklanmıştı O?na. Elde yok avuçta yok, babamız ceza evinde? Ve Ereğli?nin kara treni vardı o zamanlar. Vagonların kenarından tren yoluna kömür tozları dökülürdü ve annem karın, yağmur altında üşüyerek o kömür tozlarını biz ısınalım diye süpürürdü. Orta sonda, Parasız Yatılı Anadolu Öğretmen Lisesi?ni kazanmıştım ve aklım hep Avukatlıkta olduğundan kaydım yapılmasın diye köye kaçmıştım. Hayatımda ilk ve tek tokatımı yedim o zaman babamdan. Elleri nurla dolsun! Ve asgari ücretle 2 çocuğunu birden üniversitede okutmak mucizesini gösterdi o adam. Ve sonra da üçüncüsünü. Çok sevdiği Tekel 2000 sigarasını bırakıp Kısa Samsun içmeye başladı, biz okuyalım diye. Şu anda 51 yaşında babam, 4 yıldır emekli. Sadece baba değil artık, 3 torun sahibi bir dede . Fakat vazgeçemediği direksiyonu sallamaya ısrarla devam ediyor?. Yani emekli olmadı hayattan, sadece emekli maaşı alıyor? Ve insan babalığın ne demek olduğunu ancak baba olunca anlıyor?.. Tüm babaların babalar günü kutlu olsun ve yollar seninle olsun bee ? GOCA USTA?!