ALDANMAK YA DA ALDANMAMAK ÜSTÜNE
Turgay OLCAYTO
SIKLIKLA değişen (değiştirilen) ülke gündemi yurttaşlar için giderek akla zarar hale dönüştü. Hayat pahalılığı ve işsizlik sorunlarıyla bunalmış sosyal güvence yoksunu emekçi; iktidarla ana muhalefetin kayıkçı kavgasını,yargı ile yürütme erki arasında gerginliği tırmandırma uğraşı veren medyayı, her kesimin bildiği halde bilmezden geldiği tele kulak olayını ibretle seyrediyor. Bu patırdı gürültü arasında gıda maddelerine, doğal gaza, -eli kulağında- elektriğe zamlar birbirini kovalıyor, enflasyon emekçinin, dar gelirlinin kâbusu olmayı sürdürüyor. Yeni ekonomi düzeni vahşi kapitalizmin getirisi de elbette böyle olacaktı.
3 Haziran Nâzım Hikmet?in 45. ölüm yıldönümüydü. Yurtiçinde ve dışında, anıt mezarının bulunduğu Moskova?da çeşitli etkinlikler yapıldı. Ulusumuzun evrensel değerlerinden biriydi Nâzım Hikmet. Büyük bir şair, inançlarından ödün vermeyen bir düşünür. Duygularını dizelerinin yanı sıra tuvale de aktarabilen bir ressam. Gazeteci, tiyatro yazarı ama her şeyden önce yüreği yaşam sevgisi ile dolu, kendisini halkların kardeşliğine, barışa adamış yiğit bir eylem insanıydı. Yaşamı boyunca inandıklarını savundu, yazdı. Hapislerde yattı. Sosyalist görüşlerinden ödün vermedi hiç. Ona yurttaşlığı çok gören, yıllarca şiirlerini, tiyatro yapıtlarını halka yasaklamaya çalışan siyaset erbabı günümüzde bir punduna getirip Nâzım?dan bir iki dize sıkıştırıveriyorlar konuşmalarına. Böylelikle halka şirin görüneceklerini umuyorlar. Şaka gibi!.. Nâzım ilkeli bir insandı dedik. Oysa ülkemizde siyaset yapmanın temelinde ilkesizlik yatar. Kandırmaca, uyutmaca yatar. Halklara güvensizlik yatar. Doğrular kapalı kapılar ardında gizlidir. Demokrasi oyunu oynanır yıllardır. Kurala gelmez. Kitle iletişim araçlarımızın büyük bölümü devletin yanında, sermayenin emrinde çalışır. Okurunu, izleyenini bilgilendirmek değil uyutmak, yönlendirmek, aldatmaktır görevi.
Ne zaman Nâzım?dan bir şeyler okusam dünyayı kavrayışına, geleceğe ilişkin değerlendirmelerine bir kez daha hayran olurum. Bir yazarı evrensel kılan da bu özellikler olsa gerek. 1951?de yazdığı şiirlerinden birinde aldanmak, aldatılmak üzerine düşündürür bizi. Ustadan bir öğüttür de. ?En Mühim Mesele? adını taşıyan şiiri birlikte okuyalım:
?Toprak doyurası gözleri doymuyor
çok çok para kazanmak istiyorlar;
öldürmemiz,ölmemiz lazım geliyor
çok çok para kazanmaları için.
Elbette âşikare söyleyemiyorlar bunu
renk renk fener asmışlar kuru dallara
yalanları salmışlar yollara,
hepsinin de kuyruğu telli pullu.
Davullar dövülüyor pazar yerinde
çadırlarda kaplan adam, deniz kızı,
kesik baş,
pembe donlu cambazlar tellerin
üzerinde
hepsinin de yüzü gözü boyalı.
Aldanıp aldanmamak
işte mesele
Aldanmazsak: varız!
Aldanırsak: yok!?
Ustanın şiiri post modern ülke gündemiyle kafası karışmış halkımıza bir uyarı sanki. Büyük ozanın anısına saygıyla...
Yorumlar