Son 3 yazımı İl Genel Meclisi başkanlık seçimine ayırdım.

Yasanın ilgili maddeleriyle, yaşanan sürecin son kararını Zonguldak Valisinin vereceğini belirttim.

Vali Beyin, hukuken onaylayabileceği bir kararın olmadığının altını çizdim. Ya tarafsız bir başkan ile seçimlerin yeniden yapılmasını, ya da ilk oylamanın 16-16 olduğunu belirtip ikinci bir oylama yapılmasını, isteyebileceğini hatırlattım.

***

5 gün İl Genel Meclisi ve 7 gün Valilik onay süresini, mesai günlerini dikkate alarak hesapladığımızda, Vali Beyin 23 Nisan’a kadar zamanı var.

Seçim gününden itibaren başlayan tartışmaların uzaması hiç şüphesiz ki Vali Beyi de rahatsız etmiştir. Çünkü CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın açıklamalarıyla bu konu Türkiye gündemine girdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de TBMM’deki grup toplantısında sorunu dile getirdi.

Vali Beyin zora düştüğü bu durumda, CHP’nin oylama ile ya da “kura” ile İl Genel Meclisi Başkanlığı seçimlerini kazanma olasılığının bulunması süreci tetikledi ve istifalar ardı ardına geldi.

***

AKP grubu, 2 yıl önce CHP’den 1 oy almıştı. CHP grubu bu kez daha dikkatli davrandı.

Yazım hataları gerekçesiyle bir oldu-bitti yaratan AKP’li Divan Başkanı, kendisinin 15-14 seçimi kazandığını ilan etmek istedi. CHP grubu müdahale etti ve süreç hukuken kesintiye uğradı.

CHP’den 1 kişinin bilerek ismi yanlış yazdığı, ama AKP’den de tüm uyarılara rağmen 1 kişinin ismi yanlış yazdığı ortaya çıktı.

Görüntülere dikkatle bakarsanız, AKP’li Divan Başkanı, kendi isminin yanlış yazıldığı ortaya çıkınca tamamen panikledi ve sonrasında kendi oy pusulalarını göstermedi. Rakip adaya çıkan başka bir oyu da “R” harfi hatalı diye ayırınca ortalık karıştı.

***

Orada anlaşıldı ki AKP’den de 1 kayıp var.

Dolayısıyla Vali Bey seçimin yenilenmesini istediğinde seçim garanti değil. Seçimi ya da “kura”yı CHP kazanırsa Vali Bey iktidar nezdinde çok zora düşecek. Bu haliyle onaylasa, hukuki hata nedeniyle muhalefetin hedefi olacak.

İşte o anda operasyon başladı ve ikinci bir CHP’li arandı.

***

Öyle anlaşılıyor ki, o kişiye ciddi teklifler yapıldı ve bu kişi, başta meclisteki çalışma arkadaşları ve ilçe-İl yöneticileri olmak üzere kimseye bu durumdan söz etmedi. Kimsenin de onu takibe almadığı anlaşıldı.

CHP’den istifa eden, söz konusu bu iki arkadaş şimdi kendilerince bahaneler üretiyorlar.

Hepimiz insanız, herkes hata yapar, suçlayacak insan bulursunuz, ama asıl olan sizin kendi karakterinizdir. İşine gelenler sizin bahanelerinize inansa da gerçek öyle değildir. Bir süre sonra yalnız kaldığınızda, sadece kendinizi kandırdığınızı anlayacaksınız.

Siyasi açıdan etik olan da; Bu iki kişinin sadece parti üyeliğinden değil, aynı zamanda İl Genel Meclisi Üyeliğinden de istifa etmeleri ve partiye ait olan o koltukları, partililere bırakmalarıdır.

İl Genel Meclisi Başkanlığı AKP’ye verildikten sonra o arkadaşların İl Genel Meclisi’nden de istifa edeceklerini düşünüyorum.

***

Son üç yazım en çok okunan yazılarım arasına girdi. Ancak özelden ve açık ortamdan gelen yorumların yüzde 80’inde CHP içi eleştiriler ve suçlamalar vardı. Açık ortamdaki yorumları, okuduğumu belirtmek için nezaketen beğeniyorum. Silmeyi doğru bulmuyorum. Orada cevap yazmayı ve tartışmayı da doğru bulmuyor, telefonda görüşüyorum. İktidara çok daha fazlasını söylememiz gerektiğini vurguluyorum.

Bu konuda örgütsel hata yapıldığını da kabul ediyorum.

Şöyle ki; İlk seçimden sonra AKP’ye oy vereni bulmak, istifa ettirmek ve yerine yedekteki CHP’li arkadaşı getirip 16-16 mücadeleye devam etmek daha doğruydu. Böylece geri kalan 15 arkadaş da psikolojik baskıdan kurtulurdu.

Bir Latin sözü var; Yanlış, yanlışa yol açar.