Her Cumartesi yazılarımda 1 hafta Alaplı`da ne olmuş, ne bitmiş genel bir değerlendirme yaparım. Bu değerlendirmelerimi yaparken genelde espri tarafına değinmeye çalışırım.
Hafta sonu olduğu için okuyucuları sıkmak istemem her yerel köşe yazarının kendine göre bir üslubu vardır. O yüzdün bende hafta sonu olduğu için 1 hafta içinde Alaplı`da öne çıkan konu yarı biraz da espri mahiyetinde dile getirmeye çalışayım.
Alaplı Belediyesinde önce amir sonra şoförlüğe terfi eden ve sonunda da bir kısım nedenlerden dolayı Belediye Temizlik İşlerine atanan Ramazan Sarıkaya, bir Cuma Hükümet Caddesinin komple süpere cem maksat temizlik olsun. Sarıkaya acaba görevine başlayacak mı merak konusu oldu Alaplı`da?
Belediye Meclis kararıyla rahmetli eski DSP`li Belediye Meclis Üyesinin İsmail Öztürk`ün adının yaşatıldığı caddenin değiştirilmesi Alaplı`da çeşitli spekülasyonlara neden oluyor.
Belediye seçimlerinde kendisine en güçlü rakip olan Alaplı TSO Başkanı İsmail Öztürk`le aynı adı taşıdığı için Başkan Çaturoğlu`nun isim değişikliğine gittiği dedikodusu hakimmiş.
Alaplı Belediyesinin Hükümet Caddesine araç girmemesi için belirli noktalara demir direkler dikerek bir nevi önlem alması herkesin kafasında " Hükümet Caddesi hapis mi ediliyor? Her yere demir direkler koymuşlar" diyerek soru işareti oluştu. Acaba bu demir direkler trafiği ne şekilde önleyecek merak konusu oldu.
Tüm dünyayı saran YOU TUBE aşkı Alaplı`ya da sıçradı. Alaplı`dan bir çok insan You Tube`ye video çekimi göndermeye başladı. Şu sıralar en çok islenen Alaplı Videosu " Alaplı Güreşleri, Alaplı Çamlıbel Köyü Düğün, Alaplı Ahmet Zeki Atalay İlköğretim Okulu görüntüleri çok izleniyor. Bu meşhur olmanın en kestirmece yolu herhalde...
"Çoğu insan eksik düşündüğü yönlerini göstermek istemez. Eksikliklerini herkesten saklamanın daha büyük bir eksiklik olduğunu anlamaz. Hikayeyi okuduğunuzda bir eksikliğin, üstünlüğe nasıl dönüştüğünü göreceksiniz.
Dokuz yaşındaki bir Japon çocuğun en büyük hayali günün birinde çok iyi bir judocu olmaktır. Fakat talihsiz bir trafik kazası sonucu sol kolunu tamamıyla kaybeder. Hem çocuk hem de ailesi yıkılır. Ailesi sırf çocuk oyalansın diye, Japonların en ünlü hocalarından birini tutarlar. Hoca kolları sıvar, çocuğa tek kolla yapabileceği yegane fırlatma hareketini öğretir. Gece gündüz çocukla beraber bu hareketi çalışırlar. Bir müddet sonra çocuk hareketi gayet iyi ve hızlı bir şekilde yapmaya başlar. Fakat, hocası çocuğa her gün saatler boyu aynı hareketi adeta ezberletir. Çocuk bu hareketten sıkılıp yeni hareketler öğrenmek istedikçe, hocası bu hareketi dünyada en hızlı yapana dek çalışmasını ve başka hareket öğretmeyeceğini söyler. Bir müddet sonra çocuk bu hareketi yıldırım hızıyla yapmaya alışır. Bunun üzerine hoca, çocuğa artık bir turnuvaya katılma zamanının geldiğini söyler. Olacak şey değildir! Tek kollu bir judocu, tek hareketle turnuvaya katılacak. Çocuk itiraz ettikçe hocası "Evlat, sen öğrendiğin hareketi yap, gerisini merak etme!" diye öğütte bulunur. Birinci tur, ikinci tur derken çocuk turları gayet rahat geçer. En nihayet finale gelir. Tek hareket bilgisi ile finale kadar gelen çocuğun finaldeki rakibi bölgenin en iyi judocusudur. Çocuk, dev cüsseli rakibini görünce korkar. Hocası, yine sakindir, "Evlat, sen bu harekette dünyada teksin!, kendi oyununu yap! Yeter!" der. Çocuk, rakibine kendi hareketini şimşek hızıyla uygular, rakip kalktıkça, aynı hareketi yineler. İnanılır gibi değildir! Çocuk tek kolla tek hareket sayesinde şampiyon olmuştur. Çocuk dayanamaz ve hocasına sorar, "Hocam, inanamıyorum! Ben nasıl şampiyon oldum?" der. Hocası yine sakin bir ifade ile şöyle cevaplar, "Bu zaferin iki sırrı var oğlum! Birincisi; judonun en güç hareketlerinden birini çok iyi yapabilmendir! İkincisi bu harekete karşı tek bir savunma vardır. O da hareketi yapanın sol kolunu tutmak!..."
Yorumlar