2000 li yıllarda yayın alanı Batı Karadeniz olan Talep Gazetesi’ni kurduğumuzda, Kastamonu, Bolu, Düzce, Sinop, Bartın, Karabük ve Zonguldak illeri arasında iletişim ağı kurmayı amaçlamıştık. Haftalık gazetenin baskı sayısı 5 bindi. O günün koşullarında yaklaşık 1 yıl yayında kalan gazete nihayetinde diğerleri gibi kepenklerini kapattı.

Bize en çok yararı bu iller arasında edindiğimiz dostlardı.

Bu arkadaş grubundan Bolu ekibi aradan yıllar sonra ziyaretime geldiğinde Bolu Yerel Müziklerinin cd lerini hediye getirmişti.

Festivale davet amaçlı bu ziyaret sırasında hediye edilen cd ler hep düşündürmüştür beni.

İşte festival budur.

Festival yerel kültürü tanıtmak ve gelecek kuşaklara bırakmaktır.

 

Günün öğle saatlerinde bilgisayardan TRT’nin müzik kanalı açtığımda “Yüreğimde Türküler Zonguldak-67” programını görünce kilitlendim.

İşi gücü bırakıp TRT’yi izlemeye başladım.

İçim geçti.

Tüylerim diken diken oldu.

Boğazım düğümlendi.

Hele o türküler.

Bilmediğim ne kadar çok yerel sanatçı varmış.

Ereğli’de bile.

Bizim dünyadan haberimiz yokmuş.

TRT Zonguldak’a gelmiş ve bizi bize anlatan program hazırlamış.

 

Bu programı izlerken ne anladım biliyor musunuz?

TRT bize çok iyi ders verdi gelenek ve göreneklerimizi bilmediklerimizle birlikte ekrana yansıtarak.

Siz dedi.

Siz, kendi tarihinize kültürünüze sahip çıkmayarak festival adı altında Yağma Hasan’ın Böreğini fırına sürüp duruyorsunuz.

Özünüzü öğrenip bilin.

Özünüzle ilgili kalıcı eserler bırakın.

Özünüzle de öne çıkın.

 

 

Ne güzel anlattı türküler Zonguldak’ı ve madenciyi.

Adını bilmediğim çok çok sanatçılar kadar duymadığım da ne türkü varmış.

Her türkünün sözü mermi gibi vurdu vurdu yüreğime.

İnanıyorum ki o programı izleyen herkes çok etkilenmiştir.

Çünkü biz Zonguldaklıyız.

Karabük’ü, Bartın’ı ile Zonguldaklıyız.

Biz emeği temsil ederiz.

Biz emeğin başkentiyiz.

Ama…

İş yerel kültürümüz olduğunda yan gelip yatarız.

Tuhaf olan da budur ya.

 

Neden kendi öz kültürümüze sahip çıkılmaz da bu bölgenin kaynakları tribün şov uğruna dışarıya akıtılır?

Neden kendi yerel sanatçılarımızın eli tutulmaz?

Neden unutulmaya yüz tutmuş türkülerimiz derlenmez?

Neden gelenek ve göreneklerimizi yaşatmak ve tanıtmak adına festivaller düzenlenmez?

İşte TRT’nin arşivi orada.

 

Valiliğimiz, milletvekillerimiz, yerel yöneticilerimiz, sivil toplum örgütlerimiz Zonguldak’ın özüne sahip çıkmaya karar verip de harekete geçtiklerinde inanıyorum ki ortaya çok büyük hazine çıkacaktır.

O hazinede Zonguldak olacak.

Türkülerimiz olacak.

Oyunlarımız olacak.

Madencilerimiz olacak.

Tarladaki ekin, fabrikadaki işçi, baston üreten emekçimiz olacak.

Yani; biz olacağız.

Biz!..