Gazetecilik mesleğinin genelde ve yerelde ayaklar altına alındığı, paspas edildiğini, kişi hak ve özgürlüklerine saldırma alışkanlığının çoktan zıvanadan çıktığını söyleyenler haksız mı?

Öyle olaylar var ki, bırakın gazeteciliği de insanı insan yapan değerlerin katledildiğini yaşayarak görüyoruz.

Ayıp sözü anlam ifade etmiyor artık bu gazeteci geçinen takım arasında.

Çünkü aile terbiyesi yok!

 

İşte son olay Fırat Aydınus olayı.

Avrupa'da da maç yöneten bu hakemimiz Eskişehirspor-Fenerbahçe maçında haksız ve yanlış kararlar verdi.

Olabilir.

Kim hata yapmıyor ki?

Ama durum öyle değil.

Reyting beslemeleri pusudan çıktılar.

Yeni malzemeleri Fırat Aydınus.

Başladılar her telden.

Yazıyla, sözle ve görüntüyle.

Vay sen misin böyle karar veren?

Adı marka olmuş hakemi öylesine ağır şekilde eleştiriyorlar ki, seviyenin s si bile kalmadı ortada.

Nihayetinde o lanet dillerini ailesine kadar uzattılar.

Aile müessesesine sorgulamaya kalktılar.

Eşi ile arasının bozuk olmasından dolayı kararlarında haksızlık yaptığını/yapabileceğini öne sürdüler.

Rezilce.

Alçakça.

Yetmedi, kameramanları ailesinin evine yolladılar.

İnanılır  gibi değil!

 

Şimdi eğri oturalım da doğruları söyleyelim.

Bu mu gazetecilik?

Bu mu insanlar?

Bu mu onur?

Bu mu etik?

Bu mu sunuculuk ve yorumculuk?

Bu mu iletişim özgürlüğü?

 

Bu mesleğin rezil edilmesine tepki gösterenler sık sık kullandığım 'etik' ve 'empati' sözlerini hatırlatarak saygılı olmaya davet ettiğinde de iftira yayları harekete geçer.

Tetikçi anlayışla.

Şantajcılık alışkanlığıyla.

Terbiyesizce.

Pisliklerin pisliğiyle.

Hemen saldırı harekatına başlayıp, kişi hak ve özgürlüklerini askıya alarak yazıp çizmeye başlıyorlar.

İçi boş, yalan, haber ve yorumlarıyla ağızlarındaki salyaları akıtanlar bu mesleği kirletiyorlar, kirletmeye devam ediyorlar.

 

Bu meslek genelde ve yerelde böyle tüketiliyor işte.

Toplum gözünde itibarı kayboluyor gazeteciliğin.

Güvenirlik sıfır çekiyor artık.

Böyle kötü örneklere müdahale ederek 'aile terbiyeniz yok mu sizin?' diyecek patron ve yöneticiler de pislikten beslenmeye sürdürünce dur kavramı hatırlanmıyor bile.

Çürümeye gaz veren bu lanet ortam iğrenç!

Çok kötü.

Çok ayıp!

 

Altını çize çize bir kez daha ifade etmek istiyorum ki, akıl sağlığını yitirmişler en çok medyada tünemişler.

Küfrediyorlar.

İftira ve hakareti madalya sanıyorlar.

Ve hiç utanmıyorlar.

Çünkü aile terbiyesinden yoksun bırakılmışlar.

Bu nedenle alaycılıkları ile doyurdukları karınlarında gaz biriktirip, 'etik' ve 'empati' sözlerini katletmeyi sürdürüyorlar.

Yazıklar olsun böyle gazeteciliğe.

Lanet olsun bu anlayıştaki yayın politikalarına.