Sabah 07.15’de telefonum çaldığında arayan bölümünde “Ali Akın” yazıyordu.

Anladım!..

Açtığımda telefonu ilk sözüm “Öldü mü?” oldu.

“Evet” dedi Ali Akın.

Öldü.

Dört harflik bir sözcük.

Öldü.

Evet öldü o da!..

Öl-dü…

 

Olay o kadar net ki.

Sabahın o saatinde niye arasın ki beni Ali Akın.

Ortak dostumuzun durumunu biz iyi biliyorduk.

Sayılı günleri kalmıştı.

Belki de uzatmaların içindeydi.

O da biliyordu yakalandığı kanser belasından kurtulamayacağını.

Ve hatta belki de bir an önce gelmesini bile istemiş de olabilirdi.

Kolay mı o tedavi sürecine dayanmak!

Of ya of!..

 

Evet Hüseyin Çağırıcı’yı kaybettik.

Eşi Sabriye Öğretmenin ölüm yıldönümüne 10 gün kala aramızdan ayrıldı ve  uçtu gitti.

15-20 gün önce bir akşam telefonla konuştuğumuzda 16 Haziran’daki Sabriye Çağırıcı’nın 11. ölüm yıldönümüne geleceğini söylemişti.

Geldiğinde görüşecektik.

Öyle ya ne en son görüştüğümüz 18 Haziran 2010 Kdz. Ereğli’nin Kurtuluş Günü’ydü. Yanımızda 6 Eylül 2010’da yitirdiğimiz Gazeteci Ağabeyim Birol Karadeniz’de vardı. Belediyenin karşısındaki çınarların altında söyleşirken, Karadeniz ile birlikte bir fotosunu çekmiştim.

Sanıyorum en son yüzyüze görüşmemiz bu tarihti. Telefonla yaptığımız son görüşmemizi kapatırken “seni seviyorum abi” dedim. “Ben de seni seviyorum dostum” dedi.

O andı seslerimizin iletişimi ile gönül köprüsündeki buluşmamız.

 

Hüseyin Çağırıcı Kdz. Ereğli’de Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı.

O tarihlerdeki Hüseyin Çağırıcı’ya çok saldırılar oldu. Her gün birisi açıklama yaparak Cumhuriyetten yana açıkça taraf olan Çağırıcı hakkında ileri geri konuştu durdu.

Kdz. Ereğli’de cumhuriyetten karşıtlarının oluşturduğu bu baskı  süreci içinde; Çağırıcı kendilerini demokrat olarak adlandırılan örgütler tarafından (ayrımsız hepsi) yalnız bırakıldı.

Çağırıcı direndi.

Yılmadı.

Korkmadı.

Dönemin Karadeniz Bölge Komutanı tuğamiral İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne giderek Çağırıcı ile görüşerek bir yerde açıkça destek verdi.

Bir tek o olaydır Çağırıcı’nın yanında olan birinin tavrını  açıkça ortaya koyması ve “yalnız değilsin” demesi.

Gerisi ise hikayedir.

 

Çağırıcı ulusalcı bir eğitim adamıdır.

Düzgün kimliğini herkes bilir ve kabul de eder.

O’nu örgütçü, Ecevitçi, sevgi adamı olarak hatırlayacağım hep.

Kimsenin adamı olmayan ve doğru ne ise onun arkasında duran Hüseyin Çağırıcı’yı unutmayacağım.

Her yıl  6 Haziran’da O’nu ve 16 Haziran’da da sevgili eşi Sabriye Öğretmen’i gülen gözleri ile anacağım.

Toprağın bol olsun usta.