Agresiflik yaygın hastalık.

Sınır tanımıyor.

Dur durak bilmiyor.

Genç yaşlı ayrımı yapmıyor.

Kadın erkek arasında da fark yok.

Hep agresif.

Hep gergin.

Hep saldırgan.

Hep sinir küpü.

Hep hoşgörüsüz.

Hep küfürbaz.

Hep dağınık.

 

Toplum olarak agresifliği kanıksadık mı ne?

Trafiğin her anında olay var.

Uysan bir türlü uymasan bir türlü.

Sürücülerin tamamını bu konuda tam bir sağlık kontrolünden geçirseler, psikolojik olarak takılırlar çoğunluğu.

Kızgın ve öfkeli.

Atak.

Korkusuz.

Bıçkın.

Bir parça da deli.

 

Bir başka örnek.

Televizyon karşısında halka açık mekanlarda futbol maçı izlemek bile işkence.

Ekran başında bu kadar gergin olabilen toplum elbette tribünlerde holiganlaşır.

Yiğit kesilir.

Canını ortaya koymaktan kaçınmayan bir ruh halinde ortaya çıkar.

Bir parça manyaklaşır yani.

 

Sebep ne peki?

Her gün ekranlardan öfke kusan ve kin, nefret, intikam duygularının aynası olan siyasetçiler mi?

Televizyon dizileri mi?

Aile ilişkileri mi?

Ezen ile ezilen arasında açılan mesafeden dolayı hakça paylaşımsızlığın tahammülsüzlüğü mü?

Ya da tükettiğimiz gıdalar mı?

Bir başka sebebi de, elden ele dolaştığı söylenen hapçılık mı?

 

Gerginlik sınır tanımazlık içinde dipsiz bir kuyuya doğru hızla yol alırken, toplumun bu  agresifliğine  dur diyecek olan eğitimimiz ne alemde?

Eskiden daha  kötü.

Bilimden uzak.

Mantığı kabul ettirmeyecek seçmeli ders komedisi.

Al takke ver külah resitali.

 

Agresiflik bir hastalıktır.

Ruhsal bozukluk.

Sonucunda söz ve davranış olarak insanı insan yapan değerlerin yok edilişidir.

Kişiliğin yozlaştırılmasına yön ve yol veren bu hastalığa yakalananlar iflah etmiyor.

İşin en kötüsü de hasta olduklarını kabullenmiyorlar.

Ağızlarından her sevgi sözcüğü çıktığında, nefrete dönüştüğünü görememenin acizliği içinde, kötü tohum ekerek bu salgına destek oluyorlar.

 

Evet evet. Agresiflik ve hakaret bir hastalıktır.

Bir başka ifade ile de terbiyesizliğin dik alasıdır