Futbol Milli Takımımız, tarihinin en güçlü kadrosuna sahip olduğu ve kendisinden çok şey beklediğimiz bir dönemde 2026 FIFA Dünya Kupası’ndan elendi. 2 maçta, 2 yenilgi ve 3. maç formalite maçı oldu. Aslında buraya gelirken oynadığımız maçlarda vizyonsuzluğun işaretleri vardı. Sorumlular, yetenekli futbolcuların kişisel becerileriyle zor da olsa Dünya Kupasına katılabildiğimizi görmek istemedi. Ülkemiz kaynaklarının etkin kullanımında başarısız olduğumuz gibi böylesi yetenekli futbolcuları da ziyan ettik.
Her alanda adam kayırmacılığın, ehliyeti ve liyakati yok saymanın bedelini ödemeye devam ediyoruz.
***
Ülke siyasetinde de aynı anlayış devam ediyor.
Aslında 2015 Haziran Genel Seçimlerinden itibaren ülkemizi yönetemez hale gelen, halkımızın güvenini kaybeden, yani halkımızın ehliyet ve liyakatine güvenmediği iktidar, şartları zorlayarak bu çarpık düzeni sürdürmeye çalışıyor.
2015 Kasım seçimleri, 2016 FETÖ darbesi, 2017 şaibeli referandum, 2018 uyduruk ittifak düzeni, 2023 Kılıçdaroğlu’nun açık desteği ile geldiğimiz nokta burası.
Adalet kalmadı. Kalkınma kalmadı. Parti, devlet aygıtına dönüştü. AKP bitti.
‘Bana yar olmayan size de olmasın’ misali, şimdi 103 yıllık parti olan CHP’yi de yok etmeye çalışıyorlar.
***
CHP delegelerinin, “sen bu işi yapamadın, ehliyet ve liyakat olarak yetersizsin” dediği Kılıçdaroğlu’na uyduruk bir kararla yıkım işi verildi.
AKP iktidarının ömrünü uzatmakla görevli olduğu anlaşılan CHP önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şimdi, yıkım işinin taşeronluğunu da kabul etti.
Partinin en üst organı olan Kurultayı, Parti Meclisini ve TBMM grubunu dağıtarak işe hız verdi. İl Başkanlarını sıraya koydu. Yandaş bulabildiği illerde görevden almalara başladı.
Akın Gürlek ekibinin iddianamelerini gerçek kabul ederek cezaevindeki belediye başkanlarını suçlu ilan etti. Televizyona çıkıp taşeron olduğunu tüm dünyaya ilan etti.
***
Ama işler iktidarın istediği gibi gitmiyor.
Akın Gürlek’in, CHP’li belediyelere yaptığı operasyonlar ters tepiyor diye işin Kılıçdaroğlu’na ihale edilmesi daha çok tepki aldı.
Bölünecek, küçülecek diye bakılan Özgür Özel CHP’sinin oyları daha hızlı artmaya başladı.
Kılıçdaroğlu operasyonu sadece CHP seçmenlerinin değil, demokrasiye gönül vermiş tüm seçmenlerin tepkisini çekti.
Bu milletin “Adalet ve Demokrasi” ortak paydasının ne kadar güçlü olduğunu gördük.
***
Hal böyle olunca Ekim-Kasım gibi yakın zamanda bir baskın seçim hesabının da tutmayacağına inanıyorum. Çünkü Kılıçdaroğlu kozu tutmadı. Ama ipler iktidarın elinde ve kendileri için en uygun şartları kollayacaktır. 400 milletvekiline ulaşmak, kendilerine uygun yasa değişiklikleri gibi şartları zorlamaya devam edeceklerini düşünüyorum.
Ancak, bundan sonra benzer şekilde yeni işbirlikçilerin devreye sokulması; Milletvekili transferi, belediye başkanı transferi, hatta bazı siyasi partilerin AKP’ye katılması gibi hamleler de ters tepecektir.
Parti görevlisi olsun olmasın, ilk seçimde tüm seçmenlerin oy kullandıkları sandıklarda oylarına, yani demokrasiye sahip çıkacaklarını düşünüyorum.
Bunun en somut örneği Özgür Özel’e meydanlarda, sokaklarda gösterilen ilgidir.
Çünkü o, halkın gözünde “Demokrasi Kahramanı” olarak büyüyor. Kendisi için değil ülkesi ve milleti için demokrasiye sahip çıktığına inanılıyor. Yoldaşı Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’tan vazgeçmiyor. Parti örgütünü ayakta tutuyor.
Not; Zonguldak’ın sorunlarından ve güzelliklerinden uzak kaldığım için özür dilerim. Bir sonraki yazıda inşallah.