2014 yılında yazılmış “Zonguldak’ın Elektrik tarihi” isimli bir kitap okumaya başladım. Kitabın  kapağında “Kömürün Karasından Şerarenin İzleri” yazıyor. Ali Kaya’nın kaleme aldığı kitaptaki belgelere göre; Kdz. Ereğli’ye elektrik 1933 yılında gelmiş. Zonguldak Belediyesi, Kozlu Kömüriş’ten elektrik satın almaya başlayınca, belediyenin santrali boşa çıkmış.  Ereğli kaymakamlığı da,  bu santralin makinelerini satın alarak çalıştırıp şehri elektriğe kavuşturmuş. .
1952 yılında da, Çates’in Adapazarı-İzmit-İstanbul hattı Ereğli’den geçtiği için de, 1952 yılında ana şebekeye bağlanabilmiş Ereğli.
Kandilli ise Ereğli’den dört yıl önce elektrik sahibidir. Kandilli’de üretilen kömürlerin sevkinin sağlandığı varagel dibindeki iskelenin de bulunduğu alanda bir termik santral inşa edilmiş ve 1929 yılında Kandilli elektriğe kavuşmuş.
Kireçlik’te ki maden ocaklarında da  1938 yılında elektrik kullanılmaya başlıyor.
Kitaptaki bilgilere göre; Zonguldak’ta ilk elektrik üretimi 1928 yılında elektrik üreticisi Türkiş’in kurduğu santraldan sağlandı. Türkiye’nin çok büyük kısmında elektrik bilinmez ve tanınmaz iken  Zonguldak’ta elektrik üretimi çok sayıda santrallerden elde edilerek  kullanılabiliyordu.
İlginç olan şu:
Kandilli beldesinde 1929 yılında elektrik var iken, ilçesi Ereğli’ye  elektrik dört yıl sonra 1933 yılında gelebilmesi.


**


Taşkömürü ile var olan kentlerin başında gelir Kandilli.
Aynen Ereğli Kömürleri İşletmesinin diğer müesseselerinin üretim yaptığı bölgeler gibi.
O yıllardan bu yıllara köprülerin altında öylesine deli ve hırçın sular geçti ki, ortada ne Kandilli kaldı ne de diğer işletmeler.
Sebep?
Kömür ocaklarını arpalık olarak görüp  kötü yöneten  siyasal iktidarların vahşi politikaları nedeniyle.
Her gelen eskisini arattı.
Her giden de geride yıkılmış yerleşim alanları yaratırken, farklı sektörler ve yatırımlar getirilmedi.
5 Nisan kararları ile binlerce işçi res’en emekli edilip kapı önüne konulurken, Sümerbank Fabrikaları Zonguldak’a taşınacak yalanları ile koskoca  bir şehir uyutuldu.
Her büyük grizu faciasının ardından, “Otomobil fabrikası gelecek” palavraları sıkıldı.
Siyasetin sürekli “boş vaatler” yüzünü gören Emeğin Başkenti, pardon Emeklinin Başkenti Zonguldak kendi kaderine terk edildi.
Yeni yatırım yok!
Yeni alternatif ulaşım kanalları yok!
Yeni bir vizyon yok!
Ortada sadece koskoca bir çöküş var.
Bu çöküş açık!
Herkes de görüyor.
Ve önümüzdeki ticaret ve sanayi odalarının seçimleri öncesinde, net görüşleri ile iyi bir çıkış yakalayacak bir hareket ve enerji de yok!
Yani?
Yokoğlu yok!


**


Yoksulluk kader olamaz kader değildir 
Firavunlar bile böyle gaddar değildir 


Ben vatandaş Ahmet'im evkafta memur 
Ay sonuna yetmiyor evdeki kömür 
Bir kilo et seksen lira tadını unuttum 
İnsan gibi yaşamanın adını unuttum 

Yoksulluk kader olamaz kader değildir 
Firavunlar bile böyle gaddar değildir 


                          Cem Karaca