Bir yığın sorunun yaşandığı günümüz dünyasında tüketim her alanda klasik deyimi ile çılgınlığını sürdürürken bizler de bilerek yada bilmeyerek, dünyanın bize “miras” değil, gelecek kuşakların yani çocukların “emaneti” olduğunu unutarak dünyamızı çılgınca tüketiyoruz.

Bugünü kurtarmak, birtakım küresel uydulukların yörüngesinden çıkamamak, maddi kazanımlarda bulunmak yada bulundurmak artık ne şekilde düşünülürse düşünülsün sonucunda doğal kaynakların çeşitli ve çoğu kez de gerçekçi olmayan nedenlerle tüketilmesine tanık olmak zorunda kalıyoruz..

Aslında biz çevreciler bu tanıklık durumunda kalamıyoruz, belki “ne yazık ki” belki “iyi ki”.. Yorum sizlerin.. Ancak biz bir anlamda toplumsal sorumluluk olarak baktığımız konularımızla ilgili yani yaşadığımız evrenin tüm canlı sağlığına yönelik tehditkar durumları için sanal yada somut çabalıyoruz.

Bu çabaların büyük bölümü ise çoluk çocuk sokaklara dökülüp bazen “HES”(Hidroelektrik Santralleri)’lere karşı, bazen “Anadoluyu Vermemeye karşı, bazen  “Nükleer Santrallere” karşı, bazen “Termik Santrallere” karşı, bazen “Taş Ocaklarına” karşı, bazen “Tersanelere” karşı oluyoruz..

Ancak eylemlerimizle duyurmaya çalıştığımız, “insanlığın daha iyi bir çevre ve doğa ile yaşamasını savunmak” çoğu kez suç oluyor. Oysa doğa ve çevreyi koruma en temel haktır. Bu hakkı herkes sesli savunabilmelidir. Bu da demokrasi mücadelesinin bir paçası olarak kabul edilmeli, öyle algılanmalıdır.

Ancak Ülkemizin birçok yerinde –ne yazık ki- sürmekte olan çevre katliamına yönelik girişimlere karşı olan yöre halkı örselenmektedir. Konuyla  ilgili bazı bazın haberlerini paylaşmak isterim. Örneğin;

 “Erzurum'un Tortum İlçesi'ne bağlı Bağbaşı Beldesi'nde yaklaşık 2 yıldır Hidroelektrik Santrali (HES) kurulmasına karşı eylem yapan bölge sakini ve çevrecilerin direnişi kırıldı. Aylardan beri iş makinelerinin çalışmasına izin vermeyen kadınlar, HES yapımı için başlayan çalışmaları ağlayarak izledi..

(Hürriyet) formulas>formulas>

Polisten eylemcilere; Allah rızası için kalkın..

 

 

HES inşaat alanına gelen ilköğretim okulu öğrencileri de büyüklerine destek verdi. Oturma eylemine kucağında 7 aylık çocuğu Muhammet Yuşa Sevinç’le gelen Ayşe Sevinç, çocuklarının geleceğini düşündüklerini söyledi. Polislerin ikna etmeye çalıştığı bazı kadınlar, “Niyetimiz taş atmak değil, sadece oturacağız” dedi. Köylüler birbirlerini taş atılmaması konusunda uyardı. (dha)”

Bizde yani Kdz.Ereğli’de çevre (Polisimiz birçok eylemde aynı olumlu durumları yaşatsalar da biz çevre konumuzla ilgili olanı dile getiriyoruz) eylemlerinde polislerle neler oluyor?..

Ulusal kanallarda izlediğimiz gibi eylemlerimizde şükürler olsun ki, biber gazı, tazyikli su, göz yaşartıcı bombaya maruz kalmadık şimdiye kadar..

Burada  değinmek istediğimiz,  İlçemiz Polisi ile eylemlerdeki durumumuz..  Konumuzla; çevresel sorunlarla ilgili, çevre günleri ve haftalarında bazen eylemlerde, bazen çalışmalarda, bazen yürüyüşlerde, İlçemiz Polisinin “insan” anlamında desteklerini, duyarlılıklarını kesinlikle yaşıyoruz.

Daha yaşanabilir bir dünyada hep birlikte olacağımızın, biz çevrecilerin çabalarının herkesten daha fazla ormansız, daha fazla susuz, daha fazla zehirle yaşayacağımız için olmadığının, hep birlikte daha sağlıkla yaşanabilir bir dünya için olduğu bilincinden kaynaklanan ve bize güç katan desteği alıyoruz kentimiz Polislerinden.

Bunların yanı sıra çevre sorunlarımızla ilgili eylemlerimiz için ki, bazıları öğrencilerimizle, eğitimcilerimizle sahilde çöplere dikkat çekmek, Bisikletçilerimizle küresel ısınmaya karşı pedal çevirmek, çevre ile ilgili pankartlarımızla sahilimizde yürümek, gerektiği zaman da İlçemizdeki canlı sağlığını tehdit edebilecek enerji santrallerine karşı halkı bilgilendirme gibi yapmamız icap eden çalışmalarda gerekli prosedürlerin yerine getirilmesinde,  sorunlarımızı daha özgür ve sorunsuz anlatabilmemizde  Polisimizin, Ülkemiz genelinde olduğundan çok farklı ve olumlu şekilde çalıştıklarını görüyoruz.

Kdz. Emniyetinin başta Müdürü olmak üzere biz STK’larla ilgili birimlerinin çevre bilincinin yerleşmiş olduğu dolayısıyla da insan olarak hepsinin yanımızda, çoluk çocuklarıyla desteğimiz olduğu, onları karşımızda değil yanımızda görmemizin biz bir avuç çevrecinin gelecek nesiller adına olan yoğun çabalarımıza sahip çıkmaları, atacağımız adımlarda son derece önemli ve motive edici olduğu yadsınamaz..

İlçemiz polisinin bize ve çalışmalarımıza olumlu bakış açısına bir örnek daha vermek istiyorum; Daha birkaç gün önce bir grup Karaelmas Üniversite öğrencisi kendilerine verilen proje ödevi çerçevesinde bir çevre yürüyüşü planladıklarını ve bu yürüyüş izinleri için İlçemiz Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Büroya giderek hem prosedür işlemlerini yapmak istediklerini hem de İlçemizde TEMA Vakfı’ndan destek istediklerini polislere söyleyince bürodaki polislerin kendilerine güler yüzle, çok sıcak yaklaştıklarını ve TEMA Vakfı’nın çalışmalarından bahsederek bizlerle bağlantı kurmalarını sağladıklarını anlattılar. Bu durumun projelerini gerçekleştirmede son derece motive edici bir güç sağladığını ve çok sevindiklerini anlattılar. Dolayısı ile hem geleceğimize yatırım yaptılar hem de biz Gönüllü TEMA çalışanlarına da bir kez daha farkındalığın keyfini ve gururunu yaşattılar.

Bu yazıyı yazma nedenime gelince,  belki şu an bir çevre eylemi yok ancak uzun zamandır yazmak istiyordum ta ki HES eylemlerinin başlangıcından bu yana. Kararımı ise en son Sinop Gerze’deki HES eyleminde komşu olan polislerle vatandaşın ürkütücü kavgalarına tanık olunca, İlçemizdeki polisler ve bizim eylemlerimizi de düşününce kaçınılmaz oldu bu yazı yada bu karşılaştırma.. Umarım ve dilerim birçok kentteki çevreci eylemcilere ve polislere de örnek olur kentimizdeki polis-eylem anlayışı..