Mesleği nedeniyle öldürülmek….
Mesleğini yaparken cinayete kurban gitmek…
Gazeteci olduğundan yazdıkları yüzünden C-4 patlayıcılarıyla yaşamından olmak…
Ölünce kıymeti bilinenler ile kaybedilenlerle birlikte yitirilen değerler…
Gazetecinin haberleri nedeniyle baskılanması, tehdit edilmesi…
İnsanlık tarihinin en acımasız cinayetleri yüzünden öldürülen gazetecilerini kaybeden toplumun bilgisiz ve gerçeklerden mahrum kalarak acılarla yaşadığı yaslar…
Tarih 2 Kasım 2013… İki Fransız gazeteci Mali’de öldürüldü.
Mali’de Kidal kentinde yerel bir siyasetçinin evinin önünden silahlı dört kişi tarafından kaçırılan RFI radyosu muhabirleri Claude Verlon ve Ghislaine Dupont öldürüldü.
Reuters ajansına göre Fransız gazeteciler, ayrılıkçı Tuareg grubu MNLA'nın yerel yetkililerinden Ambeiry Ag Rhissa ile röportaj yapıyordu. Ambeiry Ag Rhissa, "Gittiler ve az sonra dışarıda garip bir ses duydum. Hemen dışarı koştum. Başı örtülü silahlı bir adam silahını doğrulttu ve bana içeri girmemi söyledi" demiş…
Cinayetten yıllar sonra 2 Kasım 2022 günü BM Genel Sekreteri António Guterres;
“Üye Devletleri ve uluslararası toplumu, bugün ve her gün dünyanın dört bir yanındaki gazetecilerle dayanışma içinde olmaya ve gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçları yasaların tüm gücüyle soruşturmak ve kovuşturmak için gereken siyasi iradeyi göstermeye çağırıyorum.” demişti.
UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, 2 Kasım 2023 tarihli mesajında durumun ne kadar kötü olduğunu açıklamıştı. 2023 yılı 2 Kasım tarihinin Uluslararası Gazetecilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasını Sona Erdirme Günü olarak ilan edilmesinin 10. Yıl dönümü olduğunu, hedeften hâlâ çok uzakta olduğumuzu, UNESCO’nun 2022 yılında 87 gazeteci cinayeti kaydettiğini, 2013 yılından bu yana ise 800'den fazla gazetecinin öldürüldüğünü ve bu cinayetlerin yaklaşık %86'sının cezasız kaldığını ifade etmişti.
Demişti…
“Gazeteciler işlerini güvenli, özgürce ve herhangi bir kısıtlama ya da baskı olmaksızın yapamadıkları sürece, hepimiz demokratik yaşamın temeli olan ifade ve bilgi edinme özgürlüklerinden mahrum kalacağız.”
Sözleri…
“Uluslararası Gazetecilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasını Sona Erdirme Gününde, gazetecilerin görevlerini yerine getirmek için güven, bağımsızlık ve koruma içinde çalışmaya ne kadar ihtiyaç duyduklarını hatırlayalım. Onlara saldıranlardan da sistematik olarak hesap sorulmalı ve adalete teslim edilmelidirler. Bu zorunluluklar sadece gazetecilerin güvenliğini değil, aynı zamanda toplumlarımızda barış ve ilerlemenin ön koşulu olan halkın güvenilir, aydınlanmış bilgiye erişimini de tehlikeye atmaktadır.”
BM Genel Sekreteri “Gerçeği ve gerçeği söyleyenleri hedef almayı bırakın. Gazeteciler gerçeğin yanında durdukça, dünya da onların yanında yer alıyor.” demişti.
Kimse dinlemedi. Gazeteciler ve gazetecilik hedefteydi…
Bir dirhem haber suçtu, yazan gazeteci suçluydu…
Dünyada gazeteciler; baskılarla yaşamaya çalışıyorlardı! Hala savaşların ateşi altındalar…
2024 ve 2025 yıllarında 189 gazeteci saldırılarda öldürüldü.
Bunların %67'si çatışma bölgelerinde meydana gelmişti. Bu gazetecilerden ellisi, yalnızca altı savaş bölgesinde insansız hava araçları (İHA) veya dronlar tarafından öldürüldü.
Öldürülenlerin ölümlerine gösterilen tepkilere; tepki gösterenler çoğaldıkça çoğaldı!
UNESCO, 2006'dan 2025'e kadar dünya genelinde 1600'den fazla gazetecinin öldürüldüğünü tespit etti. Bu cinayetlerin çok azı yargılama yoluyla çözüme kavuşturuldu. Cezasızlık, daha fazla gazeteci cinayetini davet etmekteydi. UNESCO, cezasızlığın ciddi insan hakları ihlallerine neden olduğundan duyduğu endişeyle, cezasızlığa son verme yönündeki çabalara devletlerin ve herkesin katılmasını talep etti.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2 Kasım 2013 tarihinde öldürülen Fransız gazeteciler anısına 18 Aralık 2013 tarihli, A/RES/68/163 sayılı kararıyla 2 Kasım gününü “Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlığa Son Verme Uluslararası Günü” olarak kabul etti. Böylece üye devletleri gazeteci cinayetlerindeki cezasızlık sorununu çözmek için kesin önlemler almaya çağırdı.
UNESCO 2026 tarihli Raporuna ve toplanan verilerine göre; Arap Devletleri, gazeteci cinayetlerinin en yüksek sayıda yaşandığı bölge oldu. On cinayetin dokuzunda katiller cezasız kaldı.
Günümüzde gazetecilere yönelik tehditler, baskılar ve saldırılar, korku ortamı yaratmakta ve tüm vatandaşlar için bilgi, görüş ve fikirlerin özgürce dolaşımı engellenmektedir
Birçok durumda, dünya üzerinde gazetecilere yönelik şiddet tehditleri ve saldırılar gerektiği gibi soruşturulmamakta; aksine cezasızlık, suçluları cesaretlendirmektedir.
BM Gazetecilerin Güvenliğine İlişkin Eylem Planı’nın kabul edilmesinden sonra gazetecilerin güvenliği görünürlük kazanmıştır. Bu durum, bildirge, karar ve diğer normatif metinlerin sayısındaki artışa neden olmuştur. Giderek gazetecilerin korunması, “Sürdürülebilir Kalkınma” için 2030 Gündem’inin parçası haline gelmiştir.
Bütün bunlara rağmen gazetecilere karşı işlenen suçlarda yüksek oranda cezasızlık devam ediyor. Hatta yeni tehdit biçimleri benzeri görülmemiş şekillerde ortaya çıkıyor. Baskı ve tehdide uğramış ve uğrama riski taşıyan gazetecilerin korunması yerine sürekli artan cezasızlık; buna karşılık gazeteciler için cezalandırılma tehdidi ile yaratılan korkuların çoğaltıldığı baskılar…
Bu nedenle “Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlığa Son Verme Uluslararası Günü” nedeniyle 2 Kasım gününün 10. yıl dönümünde, BM Planını ilerletmeye yönelik çabaları Yeniden Teyit Etmek, Yeniden Bağlılık Göstermek ve Yeniden Konumlandırmak için 2026 yılını bir dönüm noktası kabul etmek gerekir.
Gerçek teyide muhtaç hale gelirse, gerçekler izin verilirse gerçekse eğer; gazetecilik yapan gazeteciler için ulaşılacak bilgi ve haber kalmaz. Görüşünüz olmaz, görüşsüz kalırız.
Herkesin görüş edinme hakkına dayalı demokrasinin temeli insan haklarına dayalı hukukun adaletidir. Hakkaniyet hukuk; hukuk insan haklarıdır, adalettir ve eşitliktir.
Dünya üzerinde gazeteci cinayetlerinde cezasızlığın önlenmesini yeniden teyit etmeliyiz.
Basın özgürlüğüne bağlılık göstermeliyiz.
Gazetecilerin her anlamda güvenliği sağlanana kadar her yerde gazeteciliği ve gerçekleri öğrenme hakkını yeniden konumlandırmak zorundayız.