Cumhuriyetimizin Kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya Köşkü’ndeki yemekte arkadaşlarına “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!” diyerek duyurduğu olayın üzerinden geçen 103. Yıl geçti.

Atatürk’ün ilke ve devrimlerinin yaydığı ışık nasıl da pırıl parıl parlıyor.

Nasıl da, ilericilere yol gösteriyor.

Ve ne ışığı bitiyor ne de yolu.

Çünkü O, asla tükenmez /tüketilemez!

Vefatının üzerinden 88 yıl geçmesine rağmen, halen daha yaşayan ve yaşatan bir lider var mı dünyada?

Bir tek O var!

O’nun adı Gazi Mustafa Kemal.

İşte Eşsiz Önderimizin gösterdiği çağdaş uygarlık yolunu kendilerine rehber edenlerin aydınlattığı bir ülkede yaşamanın değerini bilenler, bir kez daha dimdik ayakta olduklarını ilan ettiler.

Tam da yerinde.

Atatürk’ün kurduğu CHP’yi kişisel hırslarına ve bölücülüğe alet edenler ile o koca çınarı bölüp parçalayarak, “birleşe birleşe kazanacağız” ilkesini katledilenlere inat, İstanbul Barosundan yükselen “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganları içimizi ısıttı.

“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diyerek yeniden kıspetini giyip er meydanına çıkan Ümit Kocasakal ve Kemalistler, İstanbul Baro seçimi eze eze kazanıp, yeri göğü Cumhuriyetin ve Atatürk’ün ilke ve devrimlerinin yılmaz bekçisi olduklarını haykırarak ilan ettiler.

Bin selam olsun.

*

Sonrasında ne dedi Ümit Kocasakal?

"Şimdi değerli meslektaşlarım, Cumhuriyete karşı bir kalkışma mevcut. Bunu açık söylüyorum. Önümüzdeki dönem sözde 'terörsüz Türkiye' perdelemesi altında yeni anayasanın konuşulacağı ve bu anayasa ile ulus devletin, üniter yapının, Cumhuriyetin kurucu değerlerinin ve kurumlarının sözde bir barışa feda edileceği veya edilmeye çalışılacağı bir dönem olacak."

Anayasa değişikliği söylemlerinin sınırlarını ve yaratacağı hukuki sonuçları eleştiren Kocasakal, tasarlanan projenin 1923 Cumhuriyeti'ni tasfiye etmeyi amaçladığını ifade etti. Kürsüden salondaki avukatlara seslenen Kocasakal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Anayasaya rağmen, anayasada olmayan bir yetkiyle yeni anayasa yapılacak. İlk 4 madde değişecek. Resmi dil sadece Türkçe olmaktan çıkacak. Yurttaşlık tanımı değiştirilecek, etnik temelli bir alana oturtulacak. Zihnen ve fikren bölünmüş bir Türkiye yaratılacak. Proje bu. Daha açık söylüyorum; sözde sivil ve özgürlükçü yeni bir anayasa üzerinden 1923 Cumhuriyeti ortadan kaldırılıp yeni bir devlet ve rejim kurulacak. Amaç bu."

Anayasa hukukuna atıfta bulunarak Meclis'in yeni bir anayasa yapma yetkisinin bulunmadığını vurgulayan Kocasakal, Anayasa'nın 6. maddesini hatırlattı. Hiçbir kurumun kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağını belirten usta hukukçu, eylemi "yetki gaspı" olarak nitelendirdi.

Kocasakal sözlerini şöyle tamamladı:

"Anayasacılarımızın tabii anlatması gerekir ama Anayasa'nın 6. maddesine göre hiçbir kişi veya kurum Anayasa'dan kaynaklanmayan bir devlet yetkisini kullanamaz. Soruyorum: Anayasada Meclis'in yeni bir anayasa yapabileceğine dair bir hüküm var mı? Hiçbir yerinde yok. O zaman bir yetki ve egemenlik gaspıyla yeni bir anayasa yapılmaya çalışılması açık bir darbe teşebbüsüdür."

KAYNAK: https://www.nefes.com.tr/umit-kocasakal-baro-seciminde-konustu-160365