Önce ahmaklık nedir ona bakalım; tehlikenin geldiğini gördüğü/bildiği halde aldırış etmeyenlere AHMAK denir. Kritik olan da Homoaptalikus’un bilmediği şeyleri bildiğini düşünüp her şeye bir cevabının olması, cehaletidir.
Tehlike, gözü doymaz kapitalizmin kaynakları kıt dünyada kendilerini sonsuz yaşamı olan fertler gibi görmesinden kaynaklanır. Bu, Homostupidus’un (aptallaşan insanın) bir sonraki aşaması gibi görülmektedir.
Çevreyi, kaynakları modernlik ismi altında hızla talan ve yok etmelerini seyretmekte olanların çağıdır. Doğayı kontrol altına almak için siyasi, bilim, egemen çevrelerin iş birliğine göz yummak buna; tüketim, lüks, gösteriş adına izin vermek bu çağı kabullenmek demektir.
Gelecekte susuzluk, gıda sıkıntısı, açlık beklentisi Homostupidus ve gelecek nesillerini tehdit ederken susması da hayli düşündürücüdür. Bilim insanları demişken, bilimde gelişmeler arttıkça gezegenimizin kaybının ve hor kullanımının arttığını gözden kaçırmamak gerekir. Buradaki soru, bu bilim insanlarının kimin tarafında olduğudur. Çoğunlukla kendilerini finanse eden egemen tarafında olmaları da kaçınılmazdır. Onların bu sorunları görmemesi imkansız gibidir. Ama hizmet ettikleri egemen güçler ellerindeki medya ile reklamlarla her şeyi iyi kullanışlı gösterip zarar ve sorunları gizledikleri de meydandadır. Az sayıda bilim insanı uyarıda bulunmakta ama dikkate alınmamaktadır.
Kısaca, bilimsel gelişmeler kazanç hırsıyla dünyayı yaşanmaz hale getirmektedir. Bunların aksi yönde kullanımlarının denetlenmesi mümkünken talep olmaması da gözden kaçırılmaktadır.
Ortaya çıkan kriz, modernleşme gelişmenin beklenmeyen sonucu değil, bunun yanlış ellerde kullanımının sonucudur.
Sürekli bir enerji krizinden bahsedilmekte; evlere, kişilere kısıtlama, fiyat artışıyla engelleme gelmektedir.
Ülkemizde tarlasına kendi parası ve olanaklarıyla güneş paneli yapan çiftçiye ceza gelmesi ve bir tepkinin olmaması hayli ironiktir.
Halbuki 1900’lerin başlarında güneş enerjisiyle çalışan motorlar ABD’de üretilmiş, 1948’de o günün olanaklarıyla bir evin enerjisinin %75’ini güneşten sağlayan ev de üretilmiştir.
Yine 20. yüzyılın başlarında elektrikli araçların üretildiği, kullanıldığı bilinmektedir.
Bu teknolojiler varken fosil yakıt teknolojilerine geçilmesi ya da dayatılması sessiz kalmayı bu çağa bu ismi vermeyi haklı kılıyor görmektedir.
Bilim, ekonomik kaynaklar elimizde diyenler, dünyanın kontrolünü elinde tuttuklarını ve insanları manipüle ettiklerini gerçeği ortadayken buna sırt dönmenin anlamı Türkçemizdeki “aptallıktan öte ahmaklıktan ibarettir” deyiminde vücut bulmaktadır.
Elitler kendi çıkarlarını, yaşam alanlarını önceliklendirirken sömürdükleri ülke alanlarını değersizleştirirler. Bizde KAZ Dağları, EFEM Çukuru, ERZİNCAN İLİÇ, Giresun ŞEBİN KARAHİSAR, Kütahya Gümüşköy’de siyanür atık barajlarının çökmesi, linyit ocaklarının ormanları yok etmesi ve diğerleri gibi…
Bunları dile getiren bir avuç çevreci suçlanmakta, çoğunluk (Homostupidus) konfor alanını terk etmemektedir.
Yine önlerine koyulan oy sandığına oy atmayı kendilerine seçilecek adayın dayatılıp seçtirilmesini demokrasi zannetmek de bu çağın hastalığıdır.
Bugün medyada tüm dünyada siyasilerin arkasında kimlerin olduğu, kimlere hizmet ettikleri ortadayken susulması da bu çağa özgüdür.
Savaşlar, pandemi kapitalizmin açgözlülüğüyle yeni bir kıtlık döneminin başlayacağı da açıkça elitler tarafından itiraf edilmekte, tepki-çözüm arama ise görülmemektedir.
Unutmamamız gerekir ki toprak, maden alanlarına, evlere el koyma, mülksüzleştirme, sömürge olmaya, sömürülmeye mahkûm olmaktır.
Bunlar bugün dünyamızda egemen güçlerin en çok yaptığı işlemdir. Bu zengin ülkelerin ve elitlerin daha fazla gelir elde etmelerini sağlarken dağılımın eşit olmaması büyük kitlelerin yoksullaşmasına neden olduğu dikkate alınmamaktadır.
Başta yazdığımız tanıma uygun olarak bu yeni çağın “AHMAKLIK ÇAĞI” diye literatüre örneklediğimiz nedenlerle girmesi kaçınılmaz gibidir.
Karar vermek ve HOMOSTUPİDUS olmaktan kurtulmak için az vaktimiz olduğunu bilinmektedir.
2100 yılında NBC (Nükleer Biyolojik Kimyasal) savaş ve YZ (yapay zeka) ile yok oluşun gerçekleşeceği The Lancet Komisyonunun, 35 bilim insanının rehberliğinde 3 yıllık çalışma sonucunda rapor olarak ortaya konmuştur. Bu olay, önce de sonra da olabilir.
Ama bizim korkumuz olmamalı. Biz zaten banker, fon ve bunun gibi krizleri atlattığımız için kirli çevre ve havada yaşadığımızdan bunu da atlatırız.
TURGUT SIDAL