Sayfa Editör?ümüz Derya Cebesoy?un halasının vefatı nedeniyle gittiğim Bayat Köyü?nün yollarını görünce içim ?cız!? etti. Yıllardır geçmemiştim o yollardan. Ereğli-Zonguldak karayolu bağlantısı Kandilli üzerinden sağlanırken kim bilmez aslan çeşmesini. Kim bilmez Amerikalı?nın yerini. Kim bilmez o virajları ve meşhur yokuşları. 3.5 saatlik o uzun saatler süren yol boyunca yolcular sohbet etmekten dolayı neredeyse birbirleri ile akraba çıkarlardı. Yalı köylerini de bu ulaşım dönemlerinde ezberlemiştik. Terzi Köyü, Bayat, Ballıca-Sücüllü kavşağı, Cemaller ve Cemaller bakım evi diye devam ederdi Kozlu üzerinden Zonguldak?a otobüsler. Yolların şimdiki halini görünce içim bir tuhaf oldu. Zonguldak ve Zonguldak?ı yöneten siyasetçilerin tümü gelip geçti gözümün önünden. Bu yöre halkının uysal ve saygılı oluşunu yıllarca tepe tepe kullanan siyasetçilerin ?alma ağacı? dibinde büyüye büyüye nasıl palazlandıklarını düşündüm. Zonguldak köylüsü hep veriyor. İyi niyetiyle. Saygısıyla. Hoşgörüsüyle. Yönetenleri kapıdan boş çevirmiyor Türk konukseverliğiyle. Bu kadar verici bir yöre halkı olamaz. Ve bir o kadar da hakları çiğnenen istismar edilen de. Zonguldak ile yöresinde ve de özellikle kırsal kesiminde yaşayan halkı kadar garip bir kesim var mıdır? ?Hizmet alamıyok!? diye devlete kafa tutmadı bu yörenin halkı. Sustu. Verilenlerle yetindi. İzledi. Hep bir gün o hizmetin geleceğini umut etti. Umudunun tükendiği noktada siyasi tercihini değiştirerek tepkisini gösterdi. Hayal kırıklığı yaşatanları sandığın dibine çakerken, yeni umut verip yılların ihmali hizmetleri getireceğini söyleyenleri sırtında taşımak için gereğini yaptı. Ama nedense hiç hizmet alamadı. Köylere gittiğinde ve o yolların halini görünce bir tuhaf oluyor insan. Belki de yumruk gibi bir acı düğümleniyor boğazında. Bir halk bu kadar sömürülmez. Bir yörenin bu kadar hakkı gasp edilmez. Zonguldak kırsalına baktığınızda, o yolların hali tokat gibi vuruyor insanın yüzüne. Sanki şehirlerin farkı var. Çaresiz ve umutsuz insanların oylarını alarak hizmet vermeyenlere ne demeli? Nasıl bir yanıt vermeli? Çok zor? Aslında yerel siyasetçilere pek de kızmamak gerekiyor. Bakanlık yetkisi elinde olmayınca etkin ve yetkin olmak pek mümkün değil. Ama bu yöreden çok başbakan, bakan ve meclis başkanları çıktı. Yine hizmet alamadı. Yine gariban bırakıldı. Yine horlandı ve itildi. Zonguldak insanının, hakkı olan temel gereksinim hizmetlerini alabilmek için ne yapması gerekiyor? Dağa mı çıkmalı? Bu yörenin oyunu alıp hizmet etmeyenlerin yakasından mı tutmalı? Ne yapmalı? Zonguldak yöresinin sıcak kanlı insanları bunu yapmaz ki. Hakkını aramak için ?bir dakika!? bile demez. Suskun kalır. Sandıkta da oyunu atar ve çeker gider. Sadece bu? Yalı köylerinin yol durumunun ne halde olduğunu kim biliyor. Veya Kaptaş ve yöresinin. İç kesimlerin. Milenyum yılından sekizini geride bıraktığımız bir dönemde, uydu ile yatak odamızın ortasına kadar pike yapabilecek teknolojiye ulaşılan bir çağda, Zonguldak?ın yolları niye böyle? Kim yönetiyor bu ülkeyi. Kim Zonguldak?ın siyasetçileri. Kim bakanları. Başbakanları. Meclis başkanları. Kim?!! Ayıp denen bir şey vardır. Zonguldak halkına yapılan haksızlıklar bir başka yörede yaşanmış olsa, yer yerinden oynar. Devlete onuncu sırada katma değer sağlayan bir ilin sırtına kene gibi yapışıp yıllardır kanını emen ve hizmet vermek gibi bir onurdan bihaber olan tüm siyasetçileri kınıyorum. Zonguldak?ta siyaseti topluma hizmet üretmeme, yanlıya ve yandaşa yarar sağlama ilkesiyle yürütenlere yazıklar olsun. Utanın o yolları gördüğünüzde. Olmayan utanma duygunuzla utanın. Ve bu kadar da pişkin olunur. Pes yani pes!..