EKİ Çırak Kursu’nu bitirip de Armutçuk Müessesesi’nde zorunlu hizmete başladığımda, kazandığım tüm parayı yerdim. Paran var ise arkadaşı da çok oluyor insanın. Ki, o yıllarda Kandilli’den otobüse biniyorsun aktarmasız direkt İstanbul’a iniyorsun.
Otobüsler İstanbul’a vızır vızır geçerken para yeter mi?
Yetmiyordu tabi.
Eve bir tek ekmek bile almayıp gününü gün eden bendeniz parasız kaldığım bir gün utanmadan babamdan borç para istedim?
O cesareti nasıl kendimde buldum da böyle bir yüzsüzlük yaptım halen daha bilemiyorum
Babam gayet sakin bir şekilde “yatağın altından al” dedi.
O eski karyolaları ve yün yatakları bilirsiniz kat kat!
Birinci yatağın kenarından kaldırdım ve iki yatağın arasında elimi gezdirdim ama para bulamadım.
“Baba burada para yok” dedim.
Bana ne cevap verdi biliyor musunuz?
“Ne koydun ise o vardır oğlum.”
Hayatta yediğim en anlamlı ve unutamadığım tokat budur!
BABAMIN BABASI
Madenci babam vefat etmeden önce hastanelerde tedavi olmak için yattı-çıktı. Amelebirliği’nin Zonguldak’taki göğüs hastalıkları hastanesini ve ünlü doktoru Yıldız Hanım’ı tüm eski madenciler iyi bilir.
Emekli olmasanız da o hastalıklar devam eder madenciler için. Emeklilik maden ocaklarında bırakılan ciğerlerin tedavisi için geçer yıllar boyu. Babam da, bu süreci yaşadı vefat edinceye kadar. 2023 yılında vefat etmeden önce yine ikinci adresi olan hastane odalarında yatarken, her evlat gibi “baba bir ihtiyacın var mı, para falan” dedim.
Ağzımdan kontrolsüz kaçan bu sözün ardından beni terslemeyip “Yok! Benim Ankara’da babam var” dedi.
Ankara ve baba!
Anlamadım ne dediğini.
Ama bizim Ankara’da kimsemiz yoktu ki.
Gık bile diyemeden sustum kaldım ama başladım düşünmeye.
Düşün düşün düşün. Düşündüm ve buldum.
Babam “Ankara’da babam var” derken, meğer ise maden ocaklarında ömür tüketip hak ettiği emekli maaşından söz ediyormuş.
Eski insanlar da neler vardı neler.
Şimdi.
Bırakalım o eski sözleri de; ah nerede o eski maaşlar nerede?
SEN MİSİN ÇEVREYİ KORUYAN
Esra Işık’ın başına gelenleri biliyorsunuzdur.
Muğla’nın Milas ilçesinin İkiz Köyünde maden sahalarını genişletmek için zeytin ağaçlarının yok edilmesinin önüne geçmek isteyen Esra Işık “benim toprağım, evim, mezarım burada” sözleriyle “durun!” dedi.
Akbelen ormanlarını korumak için bu sözleri dedi demesine ama hemen derdest edilerek mahkemenin karşısına çıkarıldı.
Sonuç; tutuklama!
Sebep, karara itiraz ve jandarmaya mukavemet!
Haberi izlerken bir görüntü var ki, o fotoğrafa tekrar tekrar baktım.
Fotoda otomatik silahlı jandarma vardı.
Halk ve otomatik silah.
Uymadı.
Uygunsuz oldu.
Şu cennet ülkemizde “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyen bir vatandaş devletine hiç el kaldırır mı?
Kaldırmış mı?
Tüm yanlış ve ayıpların önüne geçti işte o fotoğraf.
Çevreyi korumak bir ülkede suç olmamalıdır/olamaz da!
Eğer ki suç olarak görülüyor ve insanlar tutuklanıyor ise orada çok büyük bir demokrasi sorunu vardır.
Hatta demokrasiden, düşünce ve ifade özgürlüğünden söz etmek bile mümkün değildir!
#karadenizereğli #armutçuk #demokrasi #amelebirliği