Atatürk'ün Yaveri Mazhar Müfit Kansu'nun aldığı notlardan:
23 Temmuz-7 Ağustos 1919 arasında toplanan Erzurum Kongresinin bittiği gece Atatürk iki arkadaşı ile birlikte geç vakitlere kadar yaptığı söyleşinin ardından Mazhar'ı çağırır.
-"Mazhar not defterin yanında mı?"
-"Hayır Paşam."
-"Zahmet olacak ama al da gel."
Nerede ise sabah olacaktı. Fakat O'nun yanında iken dünya, gecesi - gündüzü olmayan alemden ibaretti. Bundan dolayı uyku gereksinimi de yoktu. Hemen not defterini alıp geldim.
O, anı defterime ve günü gününe her olayı not edişime hem sevinir, hem de bazen şaka etmekten kendini alıkoyamazdı.
-"Belleğimiz zayıfladığı zaman Mazhar Müfit'in defteri çok işimize yarayacak."
Defteri getirdiğimi görünce, sigarasını bir kaç nefes üst üste çektikten sonra:
-"Ama bu defterin bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben bir Süreyya (Sonradan Kocaeli Milletvekili olacak Süreyya Yiğit) bir de sen bileceksin. Koşulum bu."
Süreyya da, ben de:
-"Buna emin olabilirsiniz Paşam."
-"Öyle ise tarih koy."
Koydum. 7-8 Ağustos 1919, sabaha karşı.
-"Pekala yaz !.. Zaferden sonra şekli hükümet Cumhuriyet olacaktır. Bunu size daha önce bir sorunuz üzerine söylemiştim. Bu bir."
-"İki; padişah ve hanedan hakkında zamanı geldikçe gereken işlem yapılacaktır."
-"Üç; Tesettür (örtü) kalkacaktır."
-"Fes kalkacak, uygar uluslar gibi şapka giyilecektir."
Bu arada gayri ihtiyari kalem elimden düştü. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme baktı. Bu gözlerin bir takılışta çok şey anlatan konuşuşuydu.
Paşa ile zaman zaman senli benli konuşmaktan çekinmezdim.
"Neden durakladın" dediğinde "Darılma ama Paşam, sizin de hayalperest taraflarınız var" dedim.
-"Bunu zaman gösterecektir. Sen yaz."
-"Beş; latif hurufu (harfleri) kabul edilecek."
"Paşam kafi kafi..." dedim ve biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış insan edasıyla "Cumhuriyet ilanına muvaffak olalım da üst tarafı yeter" sözlerimin ardından defterimi kapadım ve koltuğumun altına sıkıştırdım. İnanmayan insan edasıyla da:
-"Paşam sabah oldu. Siz oturmaya devam edecekseniz, hoşça kalın...
**
Tarih 28 Ekim 1923. Atatürk birkaç arkadaşını Çankaya'ya davet ediyor. Akşam yemeğinde tarihi kararını açıklıyor:
" Yarın, cumhuriyeti ilan edeceğiz ."
Ve... 29 Ekim 1923 Pazartesi günü toplanan saat 18.45'de TBMM'ne verilen Anayasa kanun teklifi görüşülmeye başlar. Görüşmeler sonunda kabul edilen Anayasayı milletvekilleri ayağa kalkarak üç kez "Yaşasın Cumhuriyet" sözleriyle alkışlarlar.
Bu coşku yaşandığı anda saatler 20.30'u göstermektedir....
**
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıldönümü kutlanacak bugün.
Yıllar öyle olaylar getirdi ve dayattı ki bizlere; "kutlama" sözcüğünün içi bile büyük oranda boşaldı.
Resmi törenler kırpılıp kırlıpı kuşa çevrildi.
Ulusal bilinç tu-kaka oldu, ulusalcı duruş içindekiler düşman edildi.
"Ne Mutlu Türküm Diyene" sözüyle bir araya gelen Türkiye halkını bölmek için ellerinden gelenler yıllarca kan akıtıp kardeşi kardeşe kırdırırken, emperyalist ülkelerin uşakları ve tetikçileri devlet ile pazarlık noktasına bile getirdi.
Ülkemiz de "T.C" yazıları sökülmeye başlandı.
Eşsiz Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün büstlerine saldırılan arttığı gibi toplu eylemlerle yakılmaya olayları bile ortaya çıktı.
Türbanı çocuklara kadar indirecek kadar akıl ve mantıktan yoksunlar öne geçti.
Atatürk'ün kurduğu parti siyasi dinazorların istilasına geçerek, Kemalizmin tüm ülkeleri katledildi.
"Damarlarındaki asil kana sahip Türk halkı" önünü göremez olup, karanlığın içinde bir çıkış yolu arayışında kayboldu.
Korku sardı dağları, taşları ve vatandaşı.
Türkiye'nin en önemli kurumları birer birer çökertilirken, sessiz çoğunluk ordusu olan toplum sinip adeta teslim oldu.
Bugünler işte o günler...
**
Umutlu bir şey yazamıyoruz artık.
Söyleyemiyoruz da...
Çıkış yolu bulamamanın çaresizliğinde, her gün 29 Ekim 1923'ün 20.30'ndaki ruhunu arıyoruz.
Arasak da yok!
Yok...