5 Mayıs 1920 günü Amerika Birleşik Devletleri?nde göçmen iki İtalyan işçisi tutuklandı; 25 yaşındaki kunduracı Nicola Sacco ve 32 yaşındaki seyyar satıcı Bartolomeo Vanzetti.. Anarşistlikle ve çeşitli işçi eylemlerine katılmakla suçlanıyorlardı. İntihar eden bir işçinin öldürülmesinde rol oynadıkları savı ise inandırıcı olmayan çelişkili satırlarla yer almaktaydı iddianamede. Tutuklanmalarından başlayarak trajik ama adalet adına bir o kadar da gülünç seyreden duruşmaları sonunda hırsızlık, soygun, cinayet gibi sıkça değişen suçlamalarla yargılandılar. Edebiyat, tarih ve genel kültür alanında iyi bir eğitim almış olan Vanzetti, duruşmalar boyunca kendilerine yöneltilen suçlamaların haksız, saçma ve kasıtlı olduğunu anlatmaya çalıştı. Amerikan halkından, Avrupa solu ve aydınlarından duruşmalar süresince büyük destek bulan, çeşitli belge ve çok sayıda tanıklıkla suçsuzlukları ortaya konulan Sacco ve Vanzetti, komünistlere ve göçmenlere karşı dönemin iktidar politikalarının kurbanı olarak idama mahkum oldular. Halkın desteği ve kimi hukukçuların olağanüstü çabaları sonuçsuz kaldı ve Sacco ile Vanzetti, Charlestown Cezaevi?nde 23 Ağustos l927?de elektrikli sandalye üzerinde can verdiler. Sacco ile Vanzetti?nin öldürülmesi adli hatalar tarihindeki yerini alırken, çağdaş tanımına sığınan tüm ülkelerde; insan haklarının, hak ve hukuk kavramlarının ve yargı bağımsızlığının öneminin bir kez daha irdelenmesine yol açtı. Nobel ödüllü ünlü barış savunucularından Romain Rolland idamın ardından ?Amerikalı değilim, fakat Amerika?yı severim. Bu adli cinayeti işleyerek onun iyi şöhretini kirleten insanları Amerika?ya büyük ihanette bulunmakla itham ediyorum.? diyerek tepkisini gösterdi. Türk şairi Nâzım Hikmet de 22 Ağustos 1927?de yazdığı ?Sacco ile Vanzetti? şiiri ile onları ölümsüz kılan sanatçılardan biri oldu. ?Yuvarlanıyor, iri sıcak damlalar bakır yanaklarımızdan! Yuvarlanıyor iri, sıcak damlalar kalbimize! Kalbimiz artık dar geliyor bize? dizeleri ile başlayan bu uzun şiir ?Önsöz?, ?Hikâye? ve ?Kıssadan Hisse? başlıkları altında üç bölümden oluşuyordu. Sacco ve Vanzetti adlarına yapılan şarkılar, onları seslendiren John Baez, Ennio Morricone gibi sanatçılarla günümüzde de yaşıyor. Trajedileri sanatçılara esin kaynağı oluyor. Filme, tiyatroya, edebiyata yansıyor. Geniş halk yığınlarının ilgisini çekmeyi sürdürüyor. Vanzetti?nin yazıya döktüğü ünlü savunmasını, bir başka şiir ustamızın, Can Yücel?in kendine özgü çevirisinden sizlere aktarmak istiyorum: ?Yargıçlara Son Sözüm Yeter, kendimden bahsettiğim; az daha Saccoyu unutuyordum. Sacco da benim gibi işçi, kendini bildi bileli işinin aşığı, işinin ehli, kazancı yerinde, işi yolunda, bankada hesabı da var, karısı akça pakça, kendi halinde bir hatun iki de gül gibi çocuğu var, kutu gibi bir evi, bir yanında bir çay akar, öbür yanı orman. Sacco duygulu, namuslu, inanır adam, insan adam Sacco, tabiata vurgun, insanlığa aşık, erkek adam Sacco; insanlık aşkına, hürlük uğruna varından yoğundan vazgeçmiş, para dememiş, rahat dememiş, bırakmış hepsini, canı gibi sevdiği karısını, çocuklarını ve canını hiçe saymış Sacco. Hırsızlık etmek Sacconun aklından bile geçmemiştir, nerde adam öldürmek! Ne o ne ben, aklımız ereliberi alın terimizle kazandığımızdan gayrısına el sürmemişiz, haram lokma geçmemiş gırtlağımızdan, değil hırsızlık etmek! Ne diyorlardı? Ben daha hinoğlu hinmişim; doğru, ağzım daha iyi laf yapıyor ama bilin ki o arınmış inancı haykıran, o erkekçe sesi dinlerken, Sacco ayağa kalkıp konuşmaya başladı mıydı, hatırlıyorum da nelere göğüs gerdiğini, nelerden vazgeçtiğini onun yanında bir hiç olduğumu anlıyorum, yaşarıveriyor birden gözlerim, bir şey tıkanıyor şuracığıma, beni ağlarken görmesin diye bilseniz, kendimi nasıl zoruna tutuyorum; işte bu adama hırsız dediniz, kaatil dediniz, mahkûm ettiniz. Sacco unutulmayacak ama, Katsmann?ın kemikleri, sizin kemikleriniz hep un ufak olduktan sonra, Katsmann?ın adı, sizin adınız, kanunlarınız, nizamlarınız ve o sahte Tanrınız ve insan insanın kurdudur diyen bu uğursuz çağ, hepsi hepsi geçmişe karıştıktan, silinip gittikten sonra bile halkın gönlünde yaşayacak Sacco. Bunlar gelmese başıma, siz çıkmasaydınız karşıma, ona buna dert anlatacağım diye köşe başlarında harcar giderdim ömrümü, silik, belirsiz, yenilmiş titretir giderdim kuyruğu. Ama şimdi öyle mi ya! Bizim başarımız bu ölüm, bizim zaferimiz bu. Dünyada aklımıza gelmezdi böyle yararlı olacağımız, insanlık için, adalet için, hürlük için eskaza gördüğümüz bu hizmeti bir kere değil, on kere yaşasak yapamazdık Dediklerimiz, hayatımız, çektiklerimiz hiç kalır bunun yanında hiç kalır yanında idamımız -bir kunduracı ile işportacı parçasının idamı- Yaşayacağımız o son anı elimizden alamazsınız ya! O bizim işte, o bizim zaferimiz.?