İzmir?in işgalden kurtuluşunun yıldönümünü kutlayacağımız 9 Eylül?den bir gün önce ?Çocuğumuz oluyor? başlıklı bir yazı yayımlamış Kdz. Ereğli?yi bekleyen çok önemli bir tehlikeye dikkat çekerken de şöyle demiştim:
??.En son olay şu:
Erdemir?de çalışanların tümüne çıkış verilecek.
Evet efendim böyle.
İnanmazsanız inanmayın.
Erdemir?in depolarından 8 bin adet çıkış formunu ben çekmedim.
Evet iddia.
Napim iddiayı kamuoyuna aktarmak zorundayım??
Aradan kaç gün geçti bu iddia ile ilgili tek satır açıklama yok.
Ama sendikacıların bu iddia daha yayımlanmadan Erdemir?deki bu söylentilerin önünü kesmek için söyledikleri sözlerini bilmeyen yok.
Konuyu köşemde kaleme alınca da aynı sendikacıların işçilere ?bakın bu olayı Önder?den başka yazan yok? diye konuştukları da duyumlar kervanında önemli yer tutuyor.
Olabilir.
Türk Metal Sendikası?nın ilçe yöneticileri aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık arasında sıkışmış kalmanın çaresizliği içindeler.
Bir dokun bin ah işit!
Acaba bu arkadaşlara bir dokunsun kaç ?ah!? işitiriz ki?
Konunun ?çocuğun adı? noktasına geri dönersek, yine o yazımın girişinden bir bölüm sunacağım size:
??Kdz. Ereğli?nin ipinin nasıl çekilmekte olduğunu bir kez daha açıkça vurguluyorum.
Evet beyler bayanlar ve merdivenlerden kayanlar.
Müjde!
Çocuğunuz oluyor.
Çocuğunuzun adını da ben koyayım isterseniz.
Yok-sul-luk!..
Evet evet.
Adını ben ?Yoksulluk? diyeyim, siz ise "fakirlik".
Veya bir başka şey de, ama mutlaka bu iki ismi çağrıştıran bir isim olsun.
Biliyorsunuz 2001?deki krizden Ereğli etkilenmedi.
Bir çok banka ve kurum battı ama Ereğli halay çekti.
Ama bu kez kazın ayağı öyle olmadı.
Kriz tam göbekten delip geçti Ereğli?yi.
Hem de nasıl.
Parellebellum mermisi gibi.
Zınk!....?
Sözü fazla uzatmayacağım.
Bu iddia ile ilgili malum suskunluk sürüyor.
Yani perşembenin gelişini görebilmek için çarşambayı beklemeye de gerek yok.
O yazımda da belirttiğim gibi; ?İsterim ki, bu duyumlarım yüzde bir milyar doğru olmasın. Ben yalancı çıkayım.?
Tam aksine bir gelişmenin işaretleri geliyor.
Tahrikçi olmayacağım.
Sendika ile işçinin arasındaki bu muhabbetin işverenin de bin liralık bayram harçlığı ile taçlandırılmasını da ?yem? olarak değerlendirmeyeceğim.
Sendika memnun, işçi memnun ve işveren de memnun ise kimi ne ilgilendirir ki.
Söze geldiğinde solculuğu kimseye bırakmayan, işçi haklarının babalığını tapulayanların da bir elinde ayna diğerinde de cımbız var ise bana ne!
Sonuç: çocuğun adı ne yoksul, ne fakir ve de ne garip!..
Çocuğun adı; SEZERCİK!..
Bu isim babası da Erdemir işçileri.
Bizim Türk filmlerinin ünlü çocuk yıldızlarından Sezercik olası operasyonun adı.
Erdemir işçileri şimdi Sezercik rolünde.
Diğer rollerde kim var?
Şu-bu..
Bana ne!
Sendika memnun, işçi memnun, işveren memnun.
Hatta öyle memnuniyet var ki, emekten yana olduğunu söyleyen partiler ve sivil toplum örgütleri de memnun.
O halde?
Aradan çıkmanın tam zamanı.
Hadi bakalım Sezercik şansın bol olsun.
Bil ki memnuniyetin bizim de memnuniyetimizdir ama, bugünden sonra?