Yazdan kalma sıcakların tadını çıkartan Alaplı`lar hafta sonunu parklarda sahillerde güneşlenerek çıkardılar.Genelde Aralık ayında etkili olan kar soğuk havalar hafta sonu sıcak havaya bırakması özellikle yeni sahil dolgu alanında vatandaşlar güneşlenme gezme mekanları oldu. Alaplı`da hafta sonu bu manzaralar yaşanırken çarşı merkezinde de hafta sonu siyasi trafik vardı.Cumartesi günü DYP yeni İl Başkanı Turgut Hamzaçebi, Parti binasında yönetim kurulu üyelerini tanıttı.Pazar günüde CHP Genel Başkan yardımcısı Mustafa Özyürek Alaplı`yı ziyaret ederek partililerle tanıştı.. Kısaca hafta sonu Alaplı iki bölündü bir tarafta güneşin tadını çıkartan emekli vatandaş bir tarafta da siyaset yapılan meydan. Siyaset,siyaset diyip duruyoruz nedir bu siyaset.. Siyaset, insanlara hizmet etme sanatıdır. Dürüst ve düzgün yapıldığı takdirde mübarek bir iştir. Ancak, amacına uygun olarak siyaset yapmak bizde çok zordur. Belki de imkansızdır. İşin en başında, doğru ve kararlı adımlarla girilen siyasetin içi; dışarıdan görüldüğü gibi değildir. Bu yüzden de siyasete bir giren pişmandır bir de giremeyen..Siyaset uzun ince bir yoldur. Bu yolda zorluk vardır. Zahmet vardır. Gerektiğinde fedakarlık vardır. Gece-gündüz demeden, durup dinlenme bilmeden , sağlığını hiçe sayarak , bıkmadan-usanmadan çalışmak vardır. Aile düzenini ihmal etmek, çoluk çocuğun yüzüne hasret kalmak vardır. Çünkü ; siyaset sorumluluktur. Sorumluluk duygusu ile sorunlara çözüm bulmaktır. İnsanların dertleriyle dertlenmek, sevinçlerine ortak olmaktır. Onları en iyi şekilde temsil etmek, alınan vekaleti en iyi şekilde kullanarak emanetin hakkını vermektir. Siyaset bu kadar zor bir meslek girdiğinizde bir daha çıkamıyorsunuz.Bu kavramlar Alaplı`da siyasi çevrelerce ne kadar uygulanıyor orasını Allah bilir.Genel de bizde siyaseti hizmet etme yerine genelde kullanma yönünü tercih ediyoruz.Onun için pek hakkını veren yok siyasetin. Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders yılı başlar. Okulların açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler yollarının üzerindeki her çöp bidonunu tekmelerler, bağırıp, çağırarak. Bu çekilmez gürültü günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir. Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapısının önüne çıkar, onları durdurur ve, "Çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken aynı şekilde gürültüler çıkarmaktan hoşlanırdım, bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size her gün 1 dolar vereceğim" der. Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç gün sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der, "Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye başladı, bundan böyle size sadece 50 sent verebilirim." Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gürültüye. Aradan bir kaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karşılar onları. "Bakın" der, "Henüz maaşımı alamadım bu yüzden size günde ancak 25 sent verebilirim, tamam mı?" "Olanaksız bayim" der içlerinden biri, "Günde 25 sent için bu işi yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz."