Sevinçler gibi acı da paylaşılır.
Her zaman her yerde ve her zaman.
Birlikte.
Çünkü yaşamın gerçeğidir bu sevinçler ve acılar.
Son olay acı elbette.
Amasra’da bizim bölgemizin de çok yakından bildiği yeryüzünün 300 metre altında grizu patlamış ve 41 madencimiz yaşamdan göçüp gitmiştir.
Zonguldak’ın eski ilçesi Amasra’daki bu faciadan sonra Türkiye ağladı.
Ulusal yas ilan edilmese de, geleneklerimiz çerçevesinde acıları paylaşma kültürümüzü ortaya koyduk.
Futbol maçlarına bile takımlar siyah kurdele ile çıktı, tribünlerde Bartın pankartları açıldı.
Ama Ereğli’de öyle bir olay yaşandı ki, yutkunmamak mümkün değil.
**
15 Ekim akşamı telefonum çaldı.
Alo!
Toplumun her kesiminin saygı duyduğu bir abim “Eyüp şu anda gördüm ………… (ismini bilerek veriyorum, kimsenin ticaretini de engellemek istemem) müzik gırla. ‘Bu gece barda’ şarkısını çalıp oynuyorlar. Polis geldi. Sanırım ihbar var ki, polis müdahale etti ve müzik grubunu dağıttılar. Merak ettim izliyorum uzaktan. Polis gidince yine başladılar oynamaya göbek atmaya. Bu kadar mı biz insanlığımızı kaybettik?” dedi.
Devamında “Gördüklerimi paylaşmak istedim sadece. Gerçekten de çok üzüldüm/üzgünüm” diye sözlerini tamamladı.
Konuyla ilgili başka şeyler de konuştuk.
Üzüntümüzü birbirimize söylemekten başka ne gelir elden?
**
Ertesi günü ikinci telefon.
Ereğli’nin kampüs konusu üzerindeki görüşlerimizi paylaşırken “Erdemir neden 5 milyon yerine 3 milyon verdi?” sorusuna yanıt aradık.
Bir anda demez mi “Aradaki 2 milyon doları Zonguldak’a aktarmış olmasınlar?”
Zınk !
Olur mu olmaz mı sorularımızın içini dolduramadık.
Demedik ki, olmaz olmaz!
Tam aksine, “olur vallahi de billahi de bal gibi olur” dedik.
Sonrasında telefondaki ses Amasra faciasını sözü getirerek Ereğli’deki bazı derneklerin etkinliklerini iptal ettiğini belirtirken, bazı bölgelerdeki acıyı paylaşma örneklerini sıraladı.
Ben de cumartesi akşamı yaşanan olayı anlatınca “Yapma ya! Ben de bazı değerlerimizi kaybetmediğimizi söyleyecektim. Tüm bize! Ne oldu bu Ereğli’ye?” diye canının sıkıldığını ifade etti.
Sahi ne oldu bize?
Bir kentte cenaze olduğunda, evlerde radyo bile açılmaz iken, şimdi çalsın sazlar oynasın kızlar bataklığına nasıl düştük?
**
Eğitim gönüllüsü bir dost pazartesi 17 Ekim sabahında “Kampüste oyun içinde oyun” başlıklı yazım ile ilgili aradı telefonla
Dertleştik.
Derdimiz tabi ki Ereğli.
Dert o kadar çok
Ortak görüşümüz şu: Konuşan yok!
Açılımı da “Neden yok?”
Erdemir’in 5 yerine 3 milyon dolar bağışlamasının altında ne olabileceği üzerine kafa yorduk.
Çok şeyler söyledik karşılıklı.
Hep “acaba?” dedik.
O ‘acaba’lar çok can sıkıyor.
Ve tek çözüm ne biliyor musunuz?
Ereğli artık kendi göbeğini kendisi kesmeli ve il olmalı.
Başka çare yok.
Zonguldak’tan Ereğli hiç gözükmüyor ki.