Yazamadım geçen hafta Elim varmadı. Hrant Dink?in öldürülmesinin ardından basında, televizyonda ve internet sayfalarında yer alan haber ve yorumlara aslında pek de şaşırdığımı söyleyemem. Milliyetçilik kavramını ırkçılıkla örtüştüren bir kesimin sesini yükseltmesini bekliyordum elbette. Ama bu denli çabuk ve böylesi organize bir saldırıyı da öngörmüyordum doğrusu. Bu topraklarda varolan halkların barış, sevgi kardeşlik içinde yaşayabileceği demokratik bir ortamı düşleyebilmenin, yazmanın, söyleyebilmenin bu denli tepki göreceğini de. Demek ki vatan, millet ezberimizi bozmayacağız. Düşünmek, düşündüğünü söylemek, yazıp çizebilmek, olaylara değişik bir bakış açısı ile yaklaşmak olası değil bizler için. Ya ezberi yineleyip duracağız ya da çekip gideceğiz. Birilerinin düşü böyle olmalı. Dikensiz gül bahçesi yaratmak. Şiddet ve korkuyla insanları sindirilmiş, kalemleri susturulmuş, sanatı iğdiş edilmiş bir topluluğa egemen olmak. Halkları birbirine düşürmek, gençleri faşizmin buyrukları ile yetiştirmek. Aydınları kendi ülkelerinde yabancı konumuna indirgemek. Kolay zannediyorlar ama kolay olmadığını görecekler. Tarihten ders almayı bilmedikleri için, süreç uzun da olsa yaşayarak öğrenecekler. Günlerdir yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgiyi duyumsamaya, anlamaya çalışıyorum. Savaşların çılgınlığında ölümün insanlar için nasıl sıradanlaştığını görüyor; şiddeti, korkuyu, öldürme güdüsünü kimileri için onca çekici kılan nedenlere fazlaca kafa yoruyorum. Kendimin de çarkının bir parçası olduğum medyanın çarpıklıkları, demokrasi kavramını hiçbir dönemde benimsememiş siyasilerin çıkar kaygıları, bir birinden farksız programları ile gelen geçen tüm iktidarların polis devleti özlemi ister istemez geçiveriyor usumdan. Yok yere ziyan ettiğimiz değerler sonra... Beslemeyip astıklarımız, töre diye öldürdüğümüz gençlerimiz. Karanlığı sorguladıkları için öldürülen gazeteciler. Artlarında kalan acılı aileler. Babasız büyüyen çocuklar. Anasız büyüyenler... Kendi topraklarında göçe zorlanan, kendi ülkesinde yabancılaştırılanlar... Şair Cemal Süreya ?Özgürlüğün geldiği gün / O gün ölmek yasak? der bir şiirinde. Bir küçük çocuk gibi sormak istiyorum ben de ey okur; sahiden de özgürlük gelir mi bir gün, ölmek yasaklanır mı? Ya öldürmek !