Vatandaşın sünnetçi olduğu şölenin tarihi 30 Marttı.

Mart ayı dert ayı olduğu gibi, çatıya çıkanların aşna fişne yaptığı dönemleri de içine alır.

Ama bu yıl ayrıca sünnet şölenini sıkıştırdılar 31’den bir gün öncesine.

Ve oldu şölen.

Oldu da bitti maşallah…

 

30 mart sünnetinde, kestirenler gitti.

Vatandaşın iyi günlerde kullanması dileğiyle alkışladıkları da geldi.

Hadi bakalım kolay gelsin.

Umarım gelen gideni aratmaz.

Arattırmasın da!

 

İşin şakası bir yana, ortalık toz duman.

Ve gergin!

Ne kadar tuhaf “gergin” ifadesini kullanmak ve gerginliğin izinden koşmak.

Olur mu böyle olur mu?

Kentli kentlisini döver mi?

Bir kaşık çorbanın uğruna,

Ağalara paşalara koltuk çıkmak değer mi?

 

Kale yıkıldı kale solun kalesi.

Peki bu kale daha önce yıkılmadı mı?

1994’de bu kale yıkıldığında başrol oyuncusu  eski CHP’den dönme ANAP adayıydı.

Aradan 20 yıl geçti.

Bu kez kaleyi yıkan  yine aynı isim.

ANAP ve DYP'den dönme CHP adayı kaleyi elleriyle teslim etti AKP’ye.

Biliyorum hemen itiraz sesleri gelecek.

“Hayır! Ne Alaka?” diyen olacak.

Ama öyle…

94’de solu yıkan ve aradan geçen 20 yıl için “yeter” demeyen ve toplumsal barışı gerip öncelikle de kendisine destek olanlardan başlayarak önüne gelen herkesi haşlayan, aşağılayan, tehdit eden, elindeki geçici kamu gücünü baskı aracı yapan, partide ihraçlar başlatıp dikensiz gül bahçesini sulayan, sivil toplum örgütleriyle kavga eden, kendisini kabadayı ilan bir adayın etki-tepki yaratacağını bilmeyen olur mu?

Evet, solun kalesini Ereğli’de yıkan aynı kimliktir, aynı isimdir…

 

Seçim dönemini ve seçimden sonra yaşananları izliyorum ki, Kdz. Ereğli’de seçimin kaybedilme gerekçelerine eğilen ve “nerede hata yaptık” diyen yok.

Acı olan bu.

Olaylar ve süreçlerden ders almak ve geçmişi geride bırakıp önlerine bakması gerekenler, halen daha gerçek suçluyu saklayarak ilgisiz suçlular avına çıkarak, siyasi dönme dolapta savundukları ilkelerin önünü tıkadıklarını göremiyorlar.

Olay net...

Açık.

Kesin…

Bu seçim AKP’ye yaşanan baskılar ve ötekileştirmeler nedeniyle hediye edilmiştir.

Sebebi de, CHP’nin toplumu ve ilçeyi gerginlikten uzaklaştırıp rahatlatacak bir adayı ortaya çıkaramamasıdır.

Bu gerçeğin üstünü örtmek bir şey değiştirmez.

Değiştiremez…

Önüne bakması gerekenlerin sağduyusunun kazanmasının sırası gelmeli.

Yoksa…

Milletvekili seçimleri de tehlikede…

 

Şimdi barış zamanı.

Onarmalı kırılan ve dökülenleri.

Özür dilenmeli kaçıp uzaklaşanlardan.

“Gel” denilmeli.

Sevgiyle yaklaşılmalı umutlara…