Saygı…

Saygın insanların yoldaşıdır.

Arkadaşıdır.

Yaşam biçimidir.

Saygı insanın kendisiyle ilgilidir.

Başkasına gösterilmez.

Kanıtlanmaz,

Anlatılmaz.

Sadece söz ve davranışlarıyla kendi vicdanında tartılır, değerlendirilir, yorumlanır ve biçimlenir.

Yok ise yoktur.

Zorlamaya da hiç gerek yoktur…

 

Bir seçim dönemi daha bitti.

Adaylar ve mensup oldukları siyasi partilerinin sözcülerinin söylemlerini alt alta koyunuz ve sonra fotoğrafın tamamına bir baktığınızda ne görüyorsunuz?

Kim terbiyeli konuştu?

Kim saldırılara rağmen çizgisini bozmadı?

Kim iftira atıp hakaretleri ile toplumu gerdi?

Kim yaşı ve başına yakışmayan söz ve davranışlarıyla dikkat çekti?

Kimin ağzından temizlik, kimin ağzından kanalizasyon aktı?

Kim insan gibi insan olabilme erdeminin duruşunu gösterdi.

İşte tüm özet bu olmalı.

Yani aile terbiyesi.

Yani demokrat olabilme.

Yani saygı…

O saygı.

Alınıp satılmayan.

Bireyin kendi karakteristik ölçüsünün içe ve dışa vurumu saygıdan söz ediyorum elbette.

 

Seçimler gelir geçer denildi seçimlerden önce.

Kırmayın birbirinizi.

Ağır söz söylemeyin.

Seviyeyi düşünmeyin.

Kırmızı çizgilerin farkında olup küçülmeyin denildi.

Kim bunlara dikkat etti.

Kim mızmızlanıp mızmız diye aşağıladı?

 

Neyse tüm bunlar gelip geçti işte.

Yine aynı kent, yine aynı insanlar, yine aynı çaylar, yine arkadaşlıklar, yine iyi ve kötü günde bir olabilme kültürü.

İşte tek gerçek bu.

Demokrasiyi hazmedeceksin ve demokrat gibi davranırken saygını asla ve asla bozmayacaksın.

Selam olsun saygın olanlara, olabilenlere.

Selam olmasın elbette seviyeyi yerlere düşürüp saygıyı katledenlere.

Hatta "yazıklar olsun" der isem ağır mı söylemiş olurum ki???