Atatürkçü Düşünce Derneği Kdz. Ereğli Şubesi’nin düzenlediği “Anayasa ve Ulusal Eğitim” konulu panele katılmak üzere Pazar sabahı evden çıktığımda aldım telefonla acı haberi.

Kandilli’deki kadim dostlarımdan Sucu Bayram (Bayram Karakaya) vefat etmiş.

Tadım kaçtı birdenbire.

Panele gittim ve ikinci bölümünün ortasında çıktım ve Kandilli’ye gitmek üzere yola çıktım.

Kestirme yol olarak bilinen Köseağzı üzerinden Buruncuk’a ve orandan da Kandilli’nin Şehitlik Mahallesi istikametine yollandım.

Köseağzı ile Buruncuk arası ne kadar bozulmuş öyle!

Heyelan geçit vermiyor adeta.

Hele ki bir bölüm var sürekli kaya kaya bir otomobilin geçeceği kadar mesafe kalmış.

Ürktüm oradan geçerken.

Aşağısı uçurum.

Bir araç üzerinden geçerken bir kaysa, aracı da içindekileri de bulamazsınız.

Çaycuma yolu üzerindeki Bakacakkadı köprüsünün yıkılması olayı geldi aklıma.

Buruncuk’ta da tehlike ‘geliyorum’ diye bağırıyor.

Hem de ne bağırış.

 

Cenaze namazı kılınmadan yetiştim Geyikbeli Camisi’ne.

Sucu Bayram’ın çocuklarını gördüm, başsağlığı diledim.

Uzun zamandır göremediğim Kandillilileri de görme ve görüşme şansı bularak biraz özlem giderdik.

Sucu Bayram’dan konuştuk kimileriyle.

Eski adı EKİ olan TTK’da su dağıtım servisinde çalışırdı Sucu Bayram. O zamanın EKİ’si devlet gibi bir kurumdu. Lojmanlara su kimi zaman saatli verilirdi. Su olmayınca evde iş yapamayan annelerimiz bizi gönderir ve ‘vanayı açtır’ derdi.

Biz de Sucu Bayram’ı bulur ‘Bayram abi bizim mahallenin suyunu aç’ diye ricada bulunurduk.

Zaman geçti ve biz de yaşımı almaya başlayınca, arkadaş olduk Sucu Bayram ile.

Yine o servisin şefi merhum Sucu Rasim ile (Rasim Özdemir) dostluğumuz çok zengindi.

Kitap alıp verirdik birbirimize.

Yıllar işte.

En sonunda Bayram Karakaya’yı da aldı elimizden.

O’nu sonsuzluğa uğurlarken, Kandilli’yi düşündüm.

Hele ki, dönüş yolunda Geyikbeli yokuşundan çıkarken, çevredeki düzensizlik ve iyice daralmış yollar dikkatimi çekti.

Her geçen gün geriye gidiyor Kandillimiz.

Devletin ‘Kentsel Dönüşüm Projeleri’ ile bir düzen kazandırılabilinir mi diye düşündüm.

Tüm evleri yıkıp geçeceksin.

Çevre düzeninin öne çıktığı doğalgazlı modern binalar.

Havuzlar.

Banklar.

Çocuk bahçeleri.

Huzurlu ortamlar.

Kültür ve sanat etkinlikleri.

Yapmazlar biliyorum da.

Hayal işte.

Hayali bile güzel.

Kandilli’ye en güzeli yakışır da!

Ah.. Ah… Ah!..

 

Kandilli çok şeyler yitirdi.

Tükendi ekonomik, sosyal ve kültürel olarak.

Eskisi ile yenisi arasındaki farkı anlatmaya satırlar da ifadelerde yeterli gelmez.

Bir Pazar gününde yaşadığım duygu fırtınasına bunlar sığdı.

Yine içinde Kandilli var.

Dostluk var.

Sevgi var.