İstanbul’da sel felaketi yaşandı.

Sadece İstanbul’da mı?

Tüm Türkiye hop oturdu hop kalktı.

Oturtup kaldırtıyorlar valla iş İstanbul olunca.

Herkes  alarmda.

Onlarca yurttaş öldü.

Pardon öldürüldü.

Ev ve işyerlerini sel suları bastı.

Ocaklar söndü ve yıkıldı.

Günü kurtarma telaşında çıkmaz sokakların labirentlerinde dolaşan iş yeri sahipleri karalar bağladı.

Yönetenler önce kayboldu ve sonra çıktı.

İncelediler ve araştırdılar.

Sordular soruşturdular.

Devletin yaraları saracağını söylediler.

Afet  kapsamı ile kamsam dışını irdelediler.

Kestiler biçtiler.

Brütü ve netinde karar kıldılar.

Hatta bu arada boğaz gerdanlığına köprü takmak için helikopter gezisi bile yaptılar.

Burası Türkiye.

Sel de gelir depdem de.

Aman İstanbul’a bir şey olmasın.

Sakın ha!

Boşverin gerisini.

Gerisi mi var zaten?

Güneydoğu’da Mehmetçiğin canları düştü toprağa.

Kime ne?

Aman İstanbul’a bir şeycikler olmasın.

Sonra açılım maçılım nolcek.

İşler sarpa sarar.

Türkiye’nin bir vilayeti değil Dünyanın başkenti (ne masal ama) İstanbul’u rezil etmeyelim.

Sel gelmiş.

Gelsin.

Yok dere yataklarına ev yapılmış.

Yapılsın.

N’olmuş ki yani.

Bu iş eski iş.

Çok eskiden yapılmış(mış).

Yeniler suçsuz.

Temiz.

Dupduru.

Sütten daha ak.

Pırıl pırıl.

Kireçzsiz hem de.

 

İstanbul’da sel yaşandığında Türkiye duruyor ama iş Doğu Karadeniz’deki sellere gelince kimsenin tıkı çıkmıyor.

Yıllardır biliriz biz seli.

Hele ki Zonguldak.

Bu kaçınca sel.

Bu kaçıncı facia.

Bu kaçıncı felaket.

Kimin umurunda.

İşte o zaman kimsenin gurunu kırılmıyor ve ağlamıyor.

Üzüleni de bulamazsınız.

İki kayıkçı kavgası sataşma ile gündemi değiştirip unutturuverirler bizi.

Yolu ve izi olmayan sözde emeğin başkenti bir il olup çıkıverdi Zonguldak.

Hep sırtında asalak taşıdı.

Zonguldaklı olmayanların seçilme işkencesinde bırakıldı.

Sel kimin neyine.

Aman İstanbul’a bir şeyler olmasın.

Daha birkaç ay önce Giresun’u yok etti sel.

Bitirdi.

Bir hafta içinde iki sel yaşadı koskoca Giresun.

Kimin umurunda oldu?

Devletin bakanı bile önce “afet kapsamına aldık” dedi ve aradan saatler geçmeden yan çizdi.

İşte bu kadar İstanbul dışındaki vilayetlerin hali.

Bir Allah bir de kendileri.

Boynunu giyotine uzatmış kurbanlık koyun.

 

Efendim İstanbul’daki sel felaketi mecliste görüşülecekmiş.

Hadi bakalım yandan yandan.

Tencere dibin kara değil.

Ak canım ak.

Pırıl pırıl.

Tertemiz.

Ve sonra da didişecekler.

Genel Başkanların tespitiyle meclisin kapısından girenler bu konuları ele alacaklar.

Komediye bakar mısınız?

Halkın seçmeyip seçmeye zorlandığı bu seçim sistemiyle başımıza çöreklenenler o çok özel zamanlarından birkaç saati İstanbul için harcayacaklarmış.

Gülmeden ağlamayı öğrendik artık.

Çünkü hep ağlıyoruz.

Hep ağlatılıyoruz.

 

 

Aman İstanbul’a iyi bakın.

Gözünüzü de ayırmayın.

Düzce’ye yapılması gereken havaalanını İstanbul’a yapın ve iyice içinden çıkılmaz hale taşıyın.

Allah sizi bildiği gibi yapsın.

Amin deyin amin.

İşimiz Allah’a kaldı çünkü