Dünya birincisi olmuşuz dünya.

Bir değil.

İki değil.

Üç değil.

On değil.

Yirmi değil.

Tam tamına 28 kez dünya şampiyonu olmuşuz.

Yetmemiş ve bu 28 birinciliğin arasına 14’de dünya rekoru sıkıştırmışız.

En son 2003 de takım halinde dünya ikinciliğini de Türkiye’ye kazandırmışız.

Helal bu tarihi başarılara imza atanlar.

Aradan geçen onca yıl sonra yine hatırlatıp alkışlamayı da bir yurttaşlık görevi sayıyorum.

Nasıl gurur duyuyor insan.

Başarıyı o kadar çok özledik ki.

Açız aç başarıya.

 

Böylesine tarihsel önemli başarıya imza atan Türkiye,  teknolojiye karşı önlem almayan ve mevcut yasal düzenlemeleri de hiçe sayan yönetenler yüzünden “hoşça kal” yerine “by by” diyen nesil gibi zıvanadan çıkmış.

Bu öyle bir zıvana ki, devlet garantisi bile sökmemiş.

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin resmiyetini ezip geçmişler.

Sistemini bozmuşlar tüm birimlerinin.

Eğitim kuralları bile dengesini yitirmiş.

Peki niye böyle olmuş?

 

Olsa, 1946’dan itibaren başlayan uzman çalışmalarıyla 29.934 kelime içinde hangi harften kaçar adet bulunduğu tespit edilmiş.

Sağ ve sol el gücü ölçülmüş.

Sağ el galip çıkmış bu yarıştan.

Sol 49’da kalırken, sağ yüzde 51 demiş.

Bu süreç 20 Ekim 1955’te de standartlaştırılmış.

Standartlaşmayı 1974’de resmiyete geçirirken, altına imzayı da Türk Standartları Enstitüsü atmış.

Böylesine bilimsel bir süreç geçirmiş işte o 28 dünya birinciliğini elde eden hareket.

Ah ah!

 

Burası Türkiye işte.

Burada devleti de hükümeti de yeniyorlar.

Devletin daireleri şaşırıyor.

Okullardaki eğitim ile piyasa arasında gariplikler oluşuyor.

Ve bu tuhaflıklara da bir tek Allah’ın kulu müdahale etmiyor/edemiyor.

Peki neden?

 

Oysa Türkiye son yıllarda hızla kabuk değiştiriyor.

Benim diyene diz çöktüren bir başbakan var çünkü.

Bir “höt” demeye görsün ortalık.

Yıkılıyo valla.

Şarkı gibi…

 

Ben mi neden bahsediyorum?

Türkçe’den.

Türkçe klavyeden.

Bu ülkeye F’nin dışında her kim ki Q’yu soktu, Türkiye’nin canına okudu.

Devletin tüm daireleri F ama bilgisayar dünyasında F klavye bulmak dert, ara ki bulasın.

Okullarda F üzerine eğitim veriliyor öğrencilerimize.

Ama, sistem Q klavye tarafından ele geçirilmiş.

“Ya burası Türkiye ve Türkçe klavye bulup kullanmak istiyorum” desen de nafile.

Teslim almış bizi Q’cular.

Türkiye’de Türkçe F klavyenin esamesi okunmuyor.

 

Şimdi buradan açıkça yazıyorum.

Sayın Başbakan çıkıp da dese ki, “ey bilgisayar satıcıları, üreticileri size üç ay süre F klavyeye geçeceksiniz. 3 ay sonra Türkiye’de Q klavyeli hiçbir cihaz satılmayacak” diye.

Hemen “yapamaz” falan demeyin.

Ben Türkiye Başbakanından bahsediyorum.

Yeminle valla üç ay sonra tezgah altında bile Q klavye bulamazsınız.

Böylelikle de Q’cuların bozduğu sistem rayına girer.

Türkiye’de Türk Standartları Enstitüsünün aldığı karar da “asma da Osman” olmaz!

Tek umudum Başbakan.

Ah bir “Fe” dese.

Bir deyiverse