İnanıyorum ki  sadece bizim ilçemizde değil, ülkemin dört bir yanında aynı sorun vardır.

Çat kapı “Allah rıza ıçin.”

Çat kapı “Kur’an kursuna yardım.”

Çat kapı “Yurt yapıyoruz yardım.”

Çat kapı “ilaç alacağım yardım.”

Çat kapı “evim yandı yardım.”

Çat kapı “yol param yok yardım.”

Lokantaya yemeğe gelmiş vatandaşı bile rahat bırakmıyorlar. Lokma boğazında kalıp yutkunamıyor insanlar.

Bir lokma ekmek için yardım.

Yolda, sokakta, evde, dağda bayırda yardım.

Hep isteniyor.

İstemenin ayarı da yok, sınırı da!

Çat kapı yardım.

Kucağında veya elinde de bir çocuk.

Haydi bakalım kolay gelsin.

İstiyor.

Bir tane de değil.

Kentin her mahallesine dağılmışlar ring seferi gibi tüm kapıları boş geçmeden dolaşıyorlar.

Yardım.

Vereceksin.

Mecbursun.

Özünde yardımlaşmanın ötesinde bir durum var.

Kadın çocuk toplayıp kocaya götürecek.

O da şarabını alıp içecek.

Çünkü alışkanlık var.

Açıkçası duygusal dayatmadır bunun adı.

İşkencenin de bir başka çeşididir.

“Dur” denilmediğinden dolayı da her geçen gün bu sömürü düzeni yeni piyonlar yetiştirmektedir.

 

Ülkemin bu sorununa Kdz. Ereğli’den bakıldığında durum vahimdir.

Tüm vatandaşlar her alanda bu dayatma ile karşı karşıya bırakılmaktadır.

İşyerleri ilallah demiştir.

Çay bahçesindeki vatandaş da, sahilde yürüyen de, evinin bahçesinde oturan da, lokantaya giden de önce dilencilerden, sonra da tartıcı çocuklar tarafından taciz edilmektedir.

İşte kapı diyen çat  diye girmekte ve dayatmasını yapmaktadır.

Çoğunlu ğu da “yok” diye bir yanıt bile kabul etmeden, ısrarla dayatmaya devam etmektedir. Psikolojik baskı yaparak “hayır” diyeni yardım sevmiyormuş durumuna düşürerek sonuç almak da ayrı bir taktiktir.

Peki muhatabı kimdir bu sorunun?

Kim çözüm bulacaktır?