Tayyibe-Abdullah Atay çifti Mudurnu?daki dostlarım.
İstanbul Fotoğraf Grubuyla birlikte kalabalık bir biçimde evlerine gittik ve o şirin bahçelerinde karpuz bile kestik.
Kendi elleriyle yaptığı o minik şelaleye hayran kalmayan olmamıştı.
Emek.
Üretmek.
Ve paylaşmak.
Yaz aylarının son günlerindeki o geziyi asla unutamam.
Bu kadar sıcak bir dostluğu yaşayınca yukarıdan aşağıya pırıl pırıl oluyor insan.
Yıldızlanıyor.
Yaşama sanki daha sıkı sarılıyor.
O samimiyeti heyecanla hissediyorsun.
Renkli ve canlı.
Bir de Kamuran Esen.
Kamuran Esen?in kaynanası ile olan muhabbetlerinin dinletisinin tadı bile bambaşka.
Her gün yeni bir kahkaha.
Bir sonraki gidişimde, Kamuran Hanım?ın kaynanası ile tanışıp mutlaka elini öpeceğim.
Anam gibi.
Toprağım gibi.
Mudurnu?nun şivesi de Ereğli?ye benziyor.
Yani öz Batı Karadeniz.
Kastamonu, Karabük, Bolu, Bartın, Zonguldak?
Bir parça da Orta Anadolu.
Her biri Cumhuriyet aydını.
Eğitici.
Öğretici.
Yol gösterici.
Kimi zaman Abdullah Atay ile bazı müzikleri paslaşıyoruz.
-Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
-O ağacın altı.
-Ben seni unutmak için sevmedim.
-Gül bakışlım.
Diye devam eden şarkılar.
İllaki Nazım Hikmet.
Dostlukların zenginliği insanı sarhoş ediyor.
Ortak yanımız çok çünkü.
O da benim gibi güvercin hastası.
Umutsuzluk çökse de çoğunlukla üzerimize, yine de gökyüzünde barışın maviliğinde özlemlerimizi dile getiriyoruz.
Anlıyoruz.
Anlatıyoruz.
?Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç? şarkısı gibi klasiklerin ritimleri her kulağımı çınlattığında Mudurnu?daki dostlar gibi arkadaşlarım gelir aklıma.
Zorlu yılların ağırlığının altında kalsak da kimi zamanlar, anımsamadan geçemiyor insan sevgiyle sarmalanmış dostlukları.
Yollar çiçekleniyor.
Uzaklarda yakın.
Deniz, balık ve rakı.
Veya şarap.
Dostları bekliyor her zaman.
Karadeniz?in Ereğlisi?nde.
Dostluğu dostça yaşayıp paylaşmak adına.
Nazım?ın dediği gibi:
?Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın.?