Şemsi Denizer?i ölümünün dokuzuncu yılında andılar. İlk tören katledildiği evinin önündeymiş. Törene katılanlar da olmuş. Bir iki söz ve karanfilin ardından mezarı başında da anıldı mı iş bitti. Yani tribün olayı. Resimler çektirildi. Dualar edildi. Ve Şemsi Denizer anıldı. Yani bu kadar basit. Şemsi Denizer?in isminin içindeki yüreği bilmeyenlerin Denizer?i anlamaları ve anmaları mümkün mü? Her yıl 24 Ocak?ta gazeteci yazar Uğur Mumcu?yu anma törenlerinde yaşamı boyunca Mumcu?yu sevmeyenlerin yaptıkları konuşmaları dinlediğimde hep midem bulanır. Mumcu?nun bir tek yazısını veya kitabını okumamış olanlar tribünlere konuşarak rol keser. İçi ve ruhu boş sözlerin bir anlamı da olmaz, Mumcu?yu bilenler ve anlayanların anma törenlerine katılımları da ve o anı yaşamaları da çok farklıdır. Bunun içinde dava ve yol arkadaşlığı yatar. Sımsıcaktır. Numarasızdır. Şemsi Denizer?i anma törenine her yıl böyle bakıyorum. Çok boş ve hikayeden anma törenleri. Şemsi Denizer bu muydu? Her yıl evinin önüne atılan iki karanfil ve mezarı başındaki dualarla mı anılmalıydı? Şemsi Denizer?den bahsediyoruz. ?Gemileri yaktık? diye kükreyen ve ?canlarım? dedikçe de yüreğine dost yüreklere akıtan Şemsi Denizer?i anıyoruz. Böyle mi? Kameralara ve fotoğraf makinalarına duygusal pozlarda verilen kareler mi Şemsi Denizer?i anmak? Ben Şemsi Denizer?i iyi tanırdım. Öldüğü gün de yanındaydım. Ereğli?ye döndükten sonra aldık acı haberi ve Zonguldak?taki kongrede delege olan kardeşime ilk ben bildirdim. İnanamadı. Öyle ya inanılacak gibi değil ki. Şemsi Denizer emek demek. Demokrasi ve barış demek. Özgürlük ve mücadele demek. Şemsi Denizer sadece işçinin değil, tüm yoksul kesimin hak ve çıkarları için mücadeleye baş koymak demek. Şemsi Denizer demek, iktidara yağcılık demek hiç değil. Ve Zonguldak?ta Şemsi Denizer?den önce ve Şemsi Denizer?den sonra denen bir milat gerçeğini unutmadan, bugün yaşananlara baktığımızda o mücadelenin adresi olan büyük sendikanın yerinde bir başka şey duruyor sanki. Yine Denizer ismi var orada ama, adı Şemsi değil. Bir başka Denizer. Şemsi Denizer ile kan bağı olduğu için oraya taşınmış ama sonrasında Şemsi Denizer?in tam zıt kutbunda bir Ramazan Denizer. Soyadı Denizer ama Şemsi Denizer?in sendikacılığından en küçük bir iz yok. Peki neden? Ramazan Denizer kendini sorgulamalı. Ağabeyini bir kez daha okumalı. İlkesini, duruşunu ve sendikacılık anlayışını yeniden keşfetmeli. Zonguldak?ın önünde yöre çıkarları için koşmak gibi bir sorumluluk taşıdığını hiç unutmadan, siyasal iktidar yandaşlığı yapmanın bir çelişki olduğunu anlamalı. Her yıl altı ağustoslarda iki karanfil ve bir de mezar başındaki törenle Şemsi Denizer?i anmanın yetersiz olduğunu hissetmeli. Şemsi Denizer demek buram buram alın teri demek. Önderlik demek. Kardeşlik demek. Yok edilmeye çalışılan demokrasi mücadelesinde toplumsal dayanışmanın adresi demek. Bu nedenle açıkça söylüyorum ki, sendikanın başına gelen ve adı ?Ramazan? olan Denizer?de, Şemsi Denizer?in misyonunu taşımaktan çok ama çok uzakta. Şemsi Denizer bu değil. Şemsi Denizer bu nedenle bir kez daha iyi okunmalı. O?nu anlamadan ve ilkelerini bilmeden Şemsi Denizer?in mirasçısı olunamaz. Sadece taklit olur. Ve bu maya da tutmaz. Şemsi Denizer Çaycuma?daki mezarında rahat uyumalı, uyutulmalı. O öldüğünde ve cenazesi Çaycuma?ya götürülürken dağlardan ve tepelerden koşarak yollara dökülen madencilerin, eş ve çocuklarının ellerindeki posterle yol boyuna niye dikildiklerini iyi süzemeyenler, 6 Ağustoslarda fotoğraf çektirmeye devam etsinler.